Bankalarin gözetiMİ, denetiMİ ve hukukî sorumluluk


sayfa1/8
e.ogren-sen.com > Ekonomi > Evraklar
  1   2   3   4   5   6   7   8


1

BANKALARIN GÖZETİMİ , DENETİMİ VE HUKUKÎ SORUMLULUK 2

I. GENEL OLARAK BANKA KAVRAMI VE BANKACILIK FAALİYET VE İŞLEMLERİNİN TABİ OLDUĞU ESASLAR 2

II. BANKA GÖZETİM VE DENETİM SİSTEMİNİN ESASLARI, TÜRLERİ VE AMACI 5

III. İÇ GÖZETİM VE DENETİMDE GÖREV VE YETKİLİ ORGAN VE KURULLAR 7

1) Banka Yönetim Kurulunun Gözetim ve Denetim ile İlgili Görevleri 7

2) Banka Denetçilerinin Görevleri 10

3) Banka Teftiş Kurulu ve Görevleri 10

IV. DIŞ GÖZETİM VE DENETİM İLE YETKİLİ KURULUŞ KURUM VE KURULLAR 11

1) Bağımsız Denetim Kuruluşu ve Görevleri 11

2) Bankalar Yeminli Murakıpları ve Görevleri 12

a) 4389 Sayılı Bankalar Kanunu Açısından 12

b) 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu Hükümleri Açısından 12

3) Eski 4389 sayılı Bankalar Kanununa Göre; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu ile Kurumunun Gözetim ve Denetim Görev ve Yetkileri 12

V. BANKANIN YÖNETİM, GÖZETİM VE DENETİMİ İLE GÖREVLİ ORGAN VE KURULUŞLARIN HUKUKÎ SORUMLULUKLARININ GENEL ESASLARI 16

1) Genel Olarak 16

2) Hukukî Sorumluluğun Türüne Göre Dava Şartları 18

3) Banka Yönetim Kurulu Üyeleri, Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcıları ve Diğer İmzaya Yetkili Personelin Hukukî Sorumluluklarının Şartları 19

4. Bağımsız Denetçi Kuruluşunun Hukukî Sorumluluğunun Şartları 20

5. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Üyeleri, Bankalar Yeminli Murakıpları ve Diğer Kurum Elemanlarının Hukukî Sorumluluğunun Şartları 21

a. Banka ve banka ortakları açısından 21

b. Banka alacaklıları ve bankadaki mevduat sahipleri açısından 23

YARARLANILAN KAYNAKLAR 25

BANKALARIN GÖZETİMİ , DENETİMİ VE HUKUKÎ SORUMLULUK


Prof. Dr. İbrahim KAPLAN*

I. GENEL OLARAK BANKA KAVRAMI VE BANKACILIK FAALİYET VE İŞLEMLERİNİN TABİ OLDUĞU ESASLAR


Bankalarla ilgili yasalarımızda özellikle 7129 sayılı ve 3182 sayılı eski Bankalar Kanunları ile 4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nda ve nihayet halen yürürlükte olan 19.10.2005 tarih ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda "Banka"nın gerçek tanımı yapılmamıştır. Böylece kanun koyucu "Banka" kavramının tanımını, Bankacılık Kanunu'na tâbi kredi kuruluşlarının uygulamada icra edecekleri bankacılık işlemlerinden ortaya çıkmasını amaçlamıştır.

TTK'nun 727. maddesindeki "Banka" tabirinden maksat, "Bankalar Kanunu hükümlerine tâbi olan müesseselerdir" ibaresini de, yasal tanım olarak kabul etmek mümkün değildir. Zira sözü geçen bu hüküm, bankanın kuruluş amacının gereği, yapması gereken bankacılık faaliyetlerini açıklığa kavuşturabilecek nitelikte değildir.

19 Ekim 2005 tarih ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 1. maddesinde kanunun amacı; ’’finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanmasına, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasına, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir." şeklinde ifade edilmiştir.

Kanunun bu amacı ve bankaların yaptığı bankacılık işlemleri birlikte dikkate alınarak "bankanın" tanımını şu şekilde yapmak mümkündür: Banka, müşterilerin tasarruf mevduatı olarak biriktirdikleri paraları toplayan (pasif bankacılık işlemleri), bunları faiz karşılığında diğer müşterilerine kredi ve ödünç olarak veren (aktif bankacılık işlemleri) Bankalar Kanunu'na tâbi ticarî ve malî bir kuruluştur.

Bu kısa tanımın yanında bankanın hukukî nitelikleri, uygulanacak kurallar ve yaptığı bankacılık faaliyetlerini göz önünde tutarak, bankanın tüm unsurlarını ihtiva eden şu tanımı vermek mümkündür: Banka, kuruluş ve faaliyete geçmek için resmî izne tâbi, hisse senetlerinin tamamı ada yazılı ve kendi ödenmiş sermayesi en az otuz (30) milyon Yeni Türk Lirası olan anonim şirket şeklinde kurulan, bir yandan kendi veya müşterilerinin tasarruf mevduatı olarak biriktirdikleri paraları toplayarak, bunları faiz karşılığında diğer müşterilerine ödünç vererek yatırıma katkıda bulunan, diğer yandan yurt içi ve yurt dışı ödeme işlemlerini kolaylaştıran, Bankalar Kanunu'na tâbi bir ticarî işletmedir.

Bankalar, halktan (kamudan) mevduat adı altında veya geri ödenmek üzere topladıkları diğer paraları, kendi adına ve hesabına başkalarına kredi (ödünç) olarak veren, kısaca krediye aracılık eden finans kuruluşlarıdır.1 Bankalar halkın güvenine dayalı olarak faaliyette bulunan finans kuruluşlarıdır. Bankacılık faaliyetlerinin temelinde hukuki açıdan, güvene dayanan ve inançlı hukuki işlem olarak adlandırılan “inançlı vekalet” bulunmaktadır.2

Mevduat sahipleri, bilgi, tecrübe, organizasyon ve likiditesine (ödeme gücüne) güvendiği bankaya, maliki oldukları para ve menkul kıymetleri tevdi etmekte ve bunlar üzerinde emniyetli, likit ve karlı yatırımlara yöneltmesi için tasarruf yetkisi tanımaktadır. Banka da, bu paraları kendi iradesi ve rizikosu tahtında aktif kredi işlemi olarak başkalarına kredi (ödünç) olarak vermekte ve kredi borçlularına da aldıkları bu kredi üzerinde dilediği gibi tasarruf etme hakkını tanımaktadır.3

Müşterinin, mevduat hesabı üzerinde bankaya tanıdığı tasarruf yetkisi, tasarruf mevduatı sözleşmesiyle, bankanın kredi borçlusuna ödünç verdiği para üzerindeki tasarruf yetkisi ise, kredi sözleşmesiyle sınırlandırılmaktadır. Bankanın müşterilerden topladığı, kredi borçlusunun ise bankadan aldığı bu paraları sözü geçen sözleşmelere aykırı kullanması, yani her ne suretle olursa olsun elden çıkarmaları durumunda, müşterinin bankadan, bankanın ise kredi borçlusundan sadece icra dairesine veya mahkemeye başvurarak, verdiği paranın faizi ile birlikte iadesini ve ortaya çıkan zararın tazminini talep hakkı doğmaktadır.

Bankaların borçlu olarak ödünç aldığı mevduatları, karşılığı sağlam olan yatırımlara ve kredilere dönüştürmesi gerekir. Bankacılık faaliyetlerinin (işlemlerinin) eskiden beri bilinen en temel prensibi, bankanın kendisinin ödünç olarak almadığı paralardan fazlasını, başkasına kredi olarak açmamasıdır. Bunun anlamı ise şudur: Kısa vadeli krediler, kısa vadeli mevduatlarla, uzun vadeli krediler, uzun vadeli mevduatlarla karşılanmalıdır. Bu ilke vadelerin birbirini karşılaması veya dengelemesi olarak “altın bankacılık prensibi”4 diye adlandırılmaktadır.

Ödeme gücü, kazanç ve teminat; bankacılık faaliyet ve işlemlerine hakim olan üç önemli temel unsurdur. Güvenilir bir bankadan söz edebilmek için, bu üç unsurun birlikte mevcudiyeti vazgeçilmez ön şarttır. Bu unsurlardan birisinin eksikliğinde, tasarruf sahiplerinin bankaya olan güveninde azalma olacaktır veya olabilecektir.

Bankacılık işletmesinin likidite açısından krediye olan ihtiyacı ve duyarlılığı, bankanın kamuoyundaki güvenilirliğini gerekli kılmaktadır. Bankacılık işlem ve faaliyetleri, geniş ölçüde sürekli olarak aynı anda yeterli ödeme gücünü ifade eden nakit para akışını sağlamak, imkan dahilinde en yüksek kazanca ulaşmak ve açtığı kredileri en iyi şekilde teminat altına almak yönünde çaba göstermeyi gerektirir.

Bankacılık işlemlerinin temel unsurlarını oluşturan teminat, kazanç ve likidite kutbuna karşılık bankacılık işlemlerine karar vermede önemli bir faktör olan “riziko” kutbu da bulunmaktadır. Hemen hemen her gün, her bankanın üst yönetimi, daha fazla rizikoya karşılık daha fazla kazanç, daha az riziko daha az kazanç alternatifleri arasındaki seçimde doğru karar vermek durumundadır.

Banka üst yönetiminin alacağı bu alternatif kararlardan doğacak rizikolar karşısında; bir yandan mevduat alacaklarını diğer yandan bankacılık sistemine olan güveni korumak için, bankacılık sektöründe iç ve dış gözetim ve denetim sisteminin kurulması ve etkili şekilde bir organizasyona sahip olarak işletilmesi gerekmektedir. Ayrıca bankaların ödeme gücü katsayısı ve likiditesi açısından büyük önem arz eden, bankaların inceleme, gözetim ve kontrolüyle yakından ilişkili olan bankanın öz kaynakları ile yükümlülükleri (mevduat sahiplerine olan borçları, iştirakleri ve teminat mektubu ve kefaletleri dahil) ve açtığı krediler arasındaki hassas dengenin sürekliliği ve korunması için, bünyelerinde mevcut rizikoları kontrol edecek ve riziko dağılımını özellikle büyük krediler ve iştirakler açısından yönlendirecek, yansıtacak ve takip edecek bir riziko yönetimi organizasyonuna sahip olmaları şarttır.

Son yıllarda ülkemizde ve dünyada yaşanın tecrübeler göstermiştir ki; özellikle bankalar, bankalarla ilgili mevzuatta öngörülen davranış normlarındaki asgari şartları yerine getirmiyorlar ve bunlara uygun faaliyette bulunmuyorlarsa, sonuçta nakdî varlığı (likidite), kredi açmış oldukları müşterilerinin ödeme kaabiliyeti ve isteği, özkaynaklarının halihazır mevcut tutarı, (alacaklı) mevduat sahiplerinin taleplerini karşılayamıyorsa, mevcudiyetlerini uzun süre devam ettirememektedirler. Bu durum, öncelikle, bankalarda mevduatı bulunan müşterilerin, kaynağı belirsiz yaygın dedikodu ve spekülasyonlar nedeniyle, bankada bir şeylerin iyi gitmediğini öğrenmeleri halinde, hiç müsamaha göstermeden, devamlı ve sürekli olarak, paralarını geri almalarında ortaya çıkmakta ve böylece banka da geri ödeme gücünü ve kabiliyetini fiilen kaybetmektedir.5
  1   2   3   4   5   6   7   8

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Bankalarin gözetiMİ, denetiMİ ve hukukî sorumluluk icon2. yerel yönetimlerin organlari ve sorumluluk alanlari organlar ve sorumluluk alanları

Bankalarin gözetiMİ, denetiMİ ve hukukî sorumluluk iconKamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan

Bankalarin gözetiMİ, denetiMİ ve hukukî sorumluluk iconUluslararasi ticaretin hukuki ÇERÇevesi YÜksek lisans ders notlari

Bankalarin gözetiMİ, denetiMİ ve hukukî sorumluluk icon1. 2 Bankaların Pazar stratejileri

Bankalarin gözetiMİ, denetiMİ ve hukukî sorumluluk iconBankalarin iÇ Sİstemleri ve iÇsel sermaye yeterliLİĞİ

Bankalarin gözetiMİ, denetiMİ ve hukukî sorumluluk iconKibris’ta bankalarin ortaya çikişI, geliŞİMİ ve güNÜMÜz bankacilik...

Bankalarin gözetiMİ, denetiMİ ve hukukî sorumluluk iconBankalarin tanimi,tariHÇESİ,Rİsk kavrami ve bankacilikta risk türleri

Bankalarin gözetiMİ, denetiMİ ve hukukî sorumluluk iconBddk başkanı Tevfik BİLGİN, bddk ve Birliğe üye bankaların üst düzey...


Ekonomi




© 2000-2018
kişileri
e.ogren-sen.com