İşsizlik oranı ekonominin konjonktürel performansını gösterir


e.ogren-sen.com > Ekonomi > Evraklar

OnbirinciBölüm

İşsizlik


c:\users\sau\desktop\set\13.png

Hedefler

Bu üniteyi çalıştıktan sonra;c:\users\sau\desktop\set\12.png

c:\users\sau\desktop\set\12.png

İşsizliğin önemi hakkında bilgi sahibi olabilecek,

İşsizliğin nasıl ölçüldüğünü öğrenecek,

İşsizlik türlerini analiz edebileceksiniz.

Anahtar Kavramlarc:\users\sau\desktop\set\12.png

İşsizlik

İşsizliğin Ölçülmesi

Doğal işsizlik oranı

İşsizlik türleri

İçindekiler

        • İşsizlik Oranının Önemi

        • İşsizliğin Ölçülmesi

        • Tam İstihdam ve Doğal İşsizlik Oranı

        • İşsizlik Türleri

İŞSİZLİK

İşsizlik, günümüzde gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun bütün ülkeleri etkileyen; sosyal, ekonomik, siyasal ve psikolojik birçok sonuçlar doğuran önemli bir sorundur.
İşsizlik (Biçerli, 2007: 421);
-Kıt bir üretim faktörünün kullanılmayışı nedeniyle ekonomide üretim kaybına neden olması,

-Kullanılmayan faktör “insan” olduğundan, gelir kaybına neden olması

-Kişinin kendisine, çevresine ve topluma maliyetler yüklemesi bakımından

dünyanın pek çok ülkesinde önemli bir sorundur.
Hemen hemen tüm toplumlarda çalışan nüfustaki artış normal nüfus artışından daha aşağıda kalmakta ve bu durum da çalışan nüfusla çalışmayan nüfus arasındaki ilişkilerinde bir takım sıkıntı ve zorluklara sebep olmaktadır. Çalışanlar üzerinde çalışmayanların sebep olduğu sıkıntılar her geçen gün biraz daha artmakta ve bu durum da yeni sosyo-ekonomik kaynaklı psikolojik vb. sorunların yaşanmasına neden olmaktadır. İşsizlik konusu istihdam konusuyla beraber ele alınan bir konudur. İşsizlik ve istihdam iç içe olan ve birlikte düşünülen sosyo-ekonomik bir durumdur. İstihdam yapısındaki olumsuz gelişmeler işsizliğin çeşitli türleri arasında değerlendirilirken istihdam yapısını da olumsuz olarak etkilediği kaçınılmaz bir gerçek olarak değerlendirilmektedir (Gök, 2004: 35).

  1. İŞSİZLİK ORANININ ÖNEMİ

Hedef:İşsizliğin önemi hakkında bilgi sahibi olmak,
İşsizlik oranları hususunda endişe duyulmasının nedenleri (Biçerli, 2007: 421-424);
-İşsizlik oranı ekonominin konjonktürel performansını gösterir;
İşsizlik oranı, işi olmayan ve iş arayan işgücünün oranını verir. Ekonomide işlerin sayısı üretim ve harcama ile ilgili olduğundan, işsizlik oranlarındaki bir düşüş, ekonomide üretim ve satış düzeylerinin yükseldiğinin bir göstergesidir. Tersine işsizlik oranının yükselmesi üretim ve satışların azaldığının göstergesidir. Daha açık bir şekilde, işsizlik oranı düşüyorsa, ekonomide yeterince açık iş vardır ve ekonomi genişleme dönemindedir. İşsizlik oranının yükselmesi firmaların talepteki düşüşe bağlı olarak işçi çıkardıklarını veya alımlarını azalttığını, ekonominin resesyona girdiğini gösterir.
-İşsizlik oranı ekonomik etkinliğin göstergesidir;
Her ekonomik sistemin temel amacı mal ve hizmet üretimini maksimize etmek için kıt olan üretim faktörlerini (emek, sermaye, toprak gibi) en iyi şekilde kullanmaktır. Bu faktörlerin yeterince kullanılamaması ülkenin daha fazla üretebilme gücü olduğu halde bunu değerlendirememesi demektir. Bu açıdan işsizliğin olması, emek gücünün bir kısmının kullanılmayarak daha az üretim yapılması anlamına gelecektir.
İşsizlik ile üretim kaybı arasındaki bu ilişki Amerikalı iktisatçı Arthur Okun tarafından incelenmiş, bu ilişkiye Okun Yasası denmiştir. Buna göre işsizlik oranlarındaki her %1’lik artış GSMH’nın yaklaşık olarak %2,5 oranında düşmesine yol açmaktadır.
-İşsizlik oranı bir sıkıntı göstergesidir;
İşsizlik her şeyden önce onu yaşayan birey ve aile açısından önemli bir sorundur. Tek geçim kaynağı ücret olan bireyin ve ailesinin, bu gelir kaynağında da yoksun kalması, bireysel düzeyde ciddi sorunlar yaratacaktır.
Bu konuda işsizlik sigortası gelir kayıplarını telafi etmede önemli olsa da, işsizliğin neden olduğu sıkıntıları tam olarak giderememektedir. Çoğu ülkede işsizlik sigortası sınırlı uygulanmaktadır.
İşsizliğin yüklediği bir başka maliyet de özellikle uzun süreli işsizliğe bağlı olarak kişilerin mesleki becerilerinin aşınmasıdır. Uzun süre işsiz kaldıktan sonra kişilerin tekrar eski beceri ve verimlilik düzeyini yakalayabilmeleri için bazen aylarca sürenin geçmesi gerekmektedir.
İşsizlik sadece bireye değil aynı zamanda ailesine ve topluma da çeşitli maliyetler yükleyebilmektedir. Yapılan araştırmalar işsizlikle boşanmalar, hırsızlık, alkol ve uyuşturucu kullanımı, intihar gibi sosyal rahatsızlıklar arasında pozitif bir ilişki olduğunu göstermektedir.


  1. İŞSİZLİĞİN ÖLÇÜLMESİ

Hedef: İşsizliğin nasıl ölçüldüğünü öğrenmek,
İşsizliğin ölçülmesi ekonomistlerin en çok zorlandıkları konuların başında yer almaktadır. Getirilen tanımlardaki standartlara karşın, özellikle resmi istatistik kurumlarının ve veri analiz sistemlerinin yetersizliği, istihdam kurumlarındaki kayıt sistemlerinin yetersizliği, işsizlik sigortalarının yeterince gelişmemiş olmaması, kayıt dışı istihdam olgusu, eksik istihdam ve gizli işsizlik olguları işsizlik verilerinin güvenilirliklerini azaltmaktadır (Korkmaz ve Mağiroğulları, 2007: 17).
İşsizlik iktisatçılar tarafından genellikle, çalışma istek ve yeteneğinde olduğu halde cari ücret haddinden iş bulamama durumu olarak tanımlanmaktadır.
Ülkemizde işsizlik oranlarını hesaplayan kurum olan TÜİK işsizi, “referans dönemi içinde istihdam halinde olmayan (kar karşılığı, yevmiyeli, ücretli yada ücretsiz olarak bir işle ilişiği olmayan) kişilerden iş aramak için son 3 ay içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve 15 gün içinde işbaşı yapabilecek durumda olan çalışma çağındaki kişiler” işsiz sayılır. Ayrıca iş bulmuş yada kendi işini kurmuş ancak işe başlamak yada işbaşı yapmak için bekleyenlerden, 15 gün içinde işbaşı yapabilecek kişilerde işsiz nüfusa dahildirler.
Demek ki kişinin işsiz sayılması için gerekli 3 kriter;
-Kişinin işi olmamalıdır: Referans dönemi içinde istihdam edilmemiş olanları kapsar.
-Aktif olarak iş aramalıdır: Son 4 hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış olmayı gerektirir.
-İşe başlamaya hazır olmak (Fiziksel ve zihinsel olarak): 15 gün içinde işbaşı yapabilecek durumda olmayı gerektirir.
İşsizlik oranı (%)=(İşsizler/ işgücü)x100 formülasyonu ile hesaplanmaktadır.
İşsizler= İşgücü –İstihdam Edilenler
Resmi istatistiklerde yukarıdaki formüle göre hesaplanan işsizlik oranlarının çeşitli yönlerden eksiklikler taşıdığı bilinmektedir. Bu eksiklikler (Korkmaz ve Mağiroğulları, 2007: 18).
-Evde çalışanlar ve ev kadınları önemli ekonomik üretim ve katma değir ortaya koymalarına karşın, çoğu kez istatistikler dışında yer almaktadır.
-Part-time çalışanlar ve kayıtdışı çalışanlar istatistiklere sağlıklı olarak yansımamaktadır. Özellikle ülkemizde kayıtdışı istihdamın önemli olması bu konuda önemli bir sorun kaynağı oluşturmaktadır. Part-time çalışanlar işsizlik oranının gereğinden düşük görünmesine neden olmaktadır. Bu kişiler istatistiklerde “eksik istihdam edilenler” olarak görülürler.
-Yüksek ücretli sektörlerden ayrılan ve rezervasyon ücretleri yüksek olduğu için iş bulamayan ve kendilerini emek piyasasının dışına iten kişiler aslında işsiz olmalarına rağmen işsizlik verileri arasında yer almamaktadır.


  1. TAM İSTİHDAM VE DOĞAL İŞSİLİK ORANI


Firmaların ve işçilerin heterojen olduğu ve eksik bilgilenmenin söz konusu olduğu dinamik bir ekonomide işsizlik oranını sıfıra indirmek mümkün olmadığı gibi arzulanır da değildir (Biçerli, 2007: 429).
İşsizlik bireye ve topluma her yönüyle maliyet yükleyen bir durum değildir. Kimi durumda bireylerin belirli bir süre gönüllü olarak işsiz kalmak pahasına (iradi işsizlik) bir işin diğerine geçişleri onların daha verimli işlerde çalışmalarını sağlayacağından, hem bireysel gelirlerinin hem de milli gelirin artmasına neden olacaktır (a.g.e.).
Konuya gönülsüz (gayri iradi) işsizlik açısından da bakıldığında benzeri bir sonuca ulaşmamız mümkündür. Teknolojik gelişmeler, nüfus kaymaları ve zevk ve tercihlerdeki değişmelerin emek arzı ile emek talebi arasında yapısal uyumsuzluklara neden olduğu ve bu anlamda da belirli bir işsizliğin kaçınılmaz olduğu görülmektedir (a.g.e.).
Yani ekonomi tam istihdam düzeyinde olsa bile, emek piyasasında kaçınılmaz olarak belli bir oranda işsizlik olacaktır. Doğal işsizlik olarak adlandırılan bu işsizlik, emek piyasasında emek arz ve talep fazlasının olmadığı durumda, yani piyasa dengede iken var olan işsizlik oranıdır. Bir başka tanıma göre, enflasyon oranında bir artış yaratmadan sürdürülebilen en düşük işsizlik oranına doğal işsizlik denir. Bu oran, uzun dönemde beklenen ve gerçekleşen işsizlik oranının birbirine eşit olduğu durumdaki işsizliği ifade etmektedir (Gündoğan ve Biçerli, 2003: 203).


  1. İŞSİZLİK TÜRLERİ

Hedef:HeHİşsizlik türlerini analiz etmek,

İşsizliğin her zaman aynı sebeplerden dolayı ortaya çıkması ve aynı sonuçları doğurması beklenemez. Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri, işgücü piyasalarının yapıları, yapısal ve dönemsel koşullar gibi bazı faktörler yaşanan işsizliğin farklılaşmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, işsizlik konusunda bir sınıflandırma yapma gereği ortaya çıkmaktadır. İşsizlik sorununun çözümünde uygulanacak olan politikaların, işsizlik türüne göre farklılık göstermesi de bu sınıflandırmanın niçin gerekli olduğunu ortaya koyan bir başka nedendir. Bu aşamada, işsizlik türlerini öncelikle, Gizli İşsizlik ve Açık İşsizlik olmak üzere iki gruba ayırmamız mümkündür (Gündoğan ve Biçerli, 2003: 205).


  1. GİZLİ İŞSİZLİK


Gizli işsizlik, işsizliğin bir türü olmasına rağmen, nitelik itibariyle özel bir durumu açıklamaktadır. Çünkü, gizli işsizlikte açık işsizlikten farklı olarak kişinin bir işi vardır. Yani, kişi teknik anlamda işsiz değildir (Gündoğan ve Biçerli, 2003: 205).
Gizli işsizlik, işçinin/işçilerin bir işletmeyi veya ekonomik sektörü terk ettiğinde toplam çıktı miktarında bir değişme olmaması durumunu ifade etmektedir (Lordoğlu ve Özkapnlan, 2003: 401). Başka bir ifadeyle; üretim teknolojisinin sabit kalması koşuluyla, herhangi bir üretim aşamasında bulunan işgücünün, üretim dışına alınması durumunda, üretim hacminde bir azalma söz konusu olmuyorsa, gizli işsizlikten bahsedilebilir. Bu durumda, söz konusu yerde çalışan kişiler buradan alınıp başka bir yerde çalıştırılsalar bile önceki çalıştıkları yerde üretimde hiçbir azalma olmamaktadır. Başka bir deyişle, bu kişilerin marjinal verimlilikleri sıfır ya da sıfıra çok yakındır. Gizli işsizliğin bulunduğu ekonomilerde bir ya da birkaç kişinin yapabileceği işin, çok daha fazla kişiyle yapıldığı görülmektedir (a.g.e.).
Gizli işsizliğin karakteristik özellikleri gelir düşüklüğü, becerilerin tam olarak kullanılamayışı ve düşük verimliliktir. Gizli işsizlik, özellikle az gelişmiş ülkelerin tarım kesiminde, marjinal sektörde ve kamu sektöründe yaygın olarak görülmektedir. İşsizlik sigortası uygulamasının bulunmadığı bu ülkelerde gizli işsizlik, çoğu zaman işsizliği tazmin edici bir işlev üstlenmektedir. Bu, sosyal bakımdan her ne kadar olumlu gibi görülse de, ekonomik açıdan pek olumlu olarak kabul edilemeyecek bir durumdur (a.g.e.).


  1. AÇIK İŞSİZLİK


Açık işsizlik, konunun başında tanımladığımız işsizliktir. Yani, çalışma istek ve yeteneğinde olduğu halde, niteliklerine uygun cari ücret düzeyinde çalışmaya razı olma, ancak iş bulamama durumudur. Açık işsizliği nedenlerine göre; geçici, yapısal, konjonktürel ve mevsimlik işsizlik olmak üzere 4 başlık altında ele almak mümkündür.


  1. Geçici İşsizlik


Geçici işsizlik, aynı zamanda friksiyonel ya da arızi işsizlik olarak da adlandırılır. Geçici işsizlik, dinamik bir ekonomide sürekli olarak oluşan işgücü piyasasındaki kısa süreli yer ve iş değişimlerinin bir sonucudur (Sapsford ve Tzannatos, 1993: 386). Geçici işsizliğin nedeni, ya yeni bir işe geçiş sürecidir ya da piyasadaki açık işler konusundaki bilgi eksikliğidir. Geçici işsizlik, emek mobilitesinin doğal bir sonucudur. Bir ekonomide geçici işsizliğin sıfır olması, emek mobilitesinin de sıfıra düşmesi anlamına gelecektir ki, bu durum emek faktörünün üretim kolları arasında optimal dağılımına engel olacağından ekonomik açıdan pek tercih edilmeyecektir. Bu bakımdan geçici işsizlik, diğer işsizlik türlerinin aksine, ekonomiye sadece maliyet yüklememekte; önemli bir ekonomik fayda da sağlamaktadır (Gündoğan ve Biçerli, 2003: 206).
Geçici işsizliğin oranı her ekonominin yapısal özelliklerine bağlı olarak farklılaşır. Genellikle, %3 civarındaki işsizlik oranı bu açıdan makul karşılanabilir. Bir ülkedeki emek piyasalarının iyi düzenlenip düzenlenmemiş olması ya da işsizlik sigortası ödeneklerinin düzeyi geçici işsizliğin süresini ve oranını belirleyen unsurlar arasında sayılabilir (a.g.e).
Özellikleri:
Geçici işsizliğin bazı özellikleri vardır. Bunlar (Biçerli, 2007: 440);
-Geçici işsizlik bütün demografik gruplar, endüstriler ve bölgeler arasında çok sayıda kişiyi etkiler. Ancak geçici işsizliğe maruz kalma ihtimali herkes için aynı değildir. İnşaat, şeker, turizm gibi işçi devrinin yüksek olduğu iş kollarında ve kadınlar, gençler gibi yine işçi devrinin yüksek olduğu çeşitli demografik gruplarda bulunanların diğerlerine nazaran daha fazla geçici işsizlikle karşı karşıya kaldıkları söylenebilir.
-Geçici işsizliğin süresi kısadır. (Genellikle 1 ay veya daha kısa)
-Geçici işsizlik sıfıra indirilemez.
-Geçici işsizlik diğer işsizlik türlerinin tersine ekonomiye sadece maliyet yüklemez, ekonomik fayda da sağlar. Kişi kısa süreli işsizlik sonucunda, eğer etraflı bir iş araştırması yaparak, iyi çalışma koşullarının olduğu ve eski işine göre daha iyi, daha verimli olduğu bir işi seçebilmişse fayda elde eder.


  1. Yapısal işsizlik

Geçici işsizliğin aksine yapısal işsizlik kısa süreli bir durum değildir. İşsizlik türleri arasında çözümü en güç işsizlik türü olan yapısal işsizlik, bünyevi ya da strüktürel işsizlik adlarıyla da anılır. Yapısal işsizlik, belirli bir alanda arz edilen beceriler ile talep edilen beceriler arasındaki uyumsuzluk veya arzın ve talep edilen işçilerin farklı yerlerde olması dolayısıyla ortaya çıkan dengesizlik sonucu oluşur (Ehrenbergand Smith, 1997: 576). Başka bir ifadeyle işgücü piyasalarında açık işler ile iş arayanların aynı anda mevcut olmamaları ve bir araya gelememeleri ile oluşan işsizliğe yapısal işsizlik denmektedir (Biçerli, 2009: 448).
Eğer ücretler tamamen esnek ve mesleki ve coğrafi hareketliliğin maliyeti düşükse, piyasa düzenlemeleri bu işsizliği daha kolay bertaraf edebilecektir. Ancak uygulamada, bu koşulların sağlanması zordur (Ehrenbergand Smith, 1997: 576).
Nedenleri:
Açık işler ile iş arayanların beceri gereği yönünden farklı olması: Açık işlerin gerektirdiği beceriler ile iş arayanların sahip oldukları niteliklerin uyuşmamasıdır. Örn; açık işler üniversite eğitimi gerektirirken (mühendislik, işl.) iş arayanların çoğunun lise mezunlarından oluşması. Bu tür yapısal işsizlik geçici işsizlikten çok daha ciddi bir sorundur. Çünkü bu işsizlik muhtemelen daha uzun süreli olacak ve daha fazla çaba ve harcama gerektirecektir (Biçerli, 2007: 441).
Açık işler ile iş arayanların farklı yerlerde oluşu: Açık işler ile işsizlerin karşılaşamamasının ikinci nedeni açık işlerin bulunduğu bölgeler ile işsizlerin bulunduğu bölgelerin coğrafi olarak farklı yerlerde olmasıdır. Örn; belirli bir meslekte Sakarya’da işgücü arz fazlası varken, aynı tür işgücü için Van’da açık işler var olabilir. Bu durumda işsizlik, genellikle piyasa hakkında eksik bilgilenmeden değil emek hareketliliğini kısıtlayan engellerden dolayı ortaya çıkar. Bu engeller; bilgi akışının yetersiz olması, taşınmanın parasal ve psikolojik maliyeti (a.g.e.).
Teknolojik gelişmelerin bazı meslekleri ortadan kaldırması: Yapısal işsizliğin üçüncü nedeni teknolojik gelişmeye bağlı olarak ortaya çıkan işsizliktir. Bazı Çalışma Ekonomisi kitaplarında bu işsizlik ayrı bir başlık olarak incelenirken, bu işsizlik türü yapısal özellikler taşıdığı için, burada olduğu gibi pek çok kitapta yapısal işsizliğin bir parçası olarak incelenmektedir (a.g.e.).
Teknolojik gelişmelerin iki tür etkisi vardır:
-Bazen aynı işin daha az işçi çalıştırılarak yapılmasını sağlar. Bu da işsizliğe neden olur. Örn; tarımda modern teknoloji kullanılması
-Bazen de bazı mesleklerin tamamen ortadan kalkmasına neden olur. Bu durumda, bu meslek grubunda çalışanların işsiz kalmasıyla sonuçlanmaktadır. Örn; konfeksiyon elbise teknolojisindeki gelişmelerin terzilik mesleğini ortadan kaldırması.
Özellikleri:
Yapısal işsizliğin özelliklerine baktığımızda (Biçerli, 2003: 445);
-Geçici işsizlikten farklı olarak belirli gruplar arasında yoğunlaşmasıdır. Geçici işsizlik bütün demografik gruplar arasında rastlanırken, yapısal işsizlik daha çok teknolojik değişimden ve firmaların ülkenin bir kesiminden bir başka kesimine taşınmasından zarar gören belirli gruplar arasında yoğunlaşmıştır.
-Uzun süreli olması
-Eğitim düzeyi ile yapısal işsizlik arasında ters yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Teknolojik değişme veya işyerinin kapanması nedeniyle işsiz kalan bir üniversite mezunu aynı durumdaki bir lise mezunundan daha fazla seçme hakkına sahiptir. Çünkü eğitilmiş ve nitelikli işgücü için iş piyasaları global bir yapıda iken, niteliksiz işgücü için iş piyasaları mahalli bir özellik taşır. Daha açık olarak işsiz bir üniversite mezunu gazetelerin eleman sayfalarından yurdun çeşitli yerlerinde iş alanları bulabilirken, niteliksiz işgücü daha az şansa sahiptir. Bu nedenle genelde eğitilmiş işgücünün işsizliği fazla uzun sürmezken, niteliksiz işgücü için işsizlik daha uzun sürer.


  1. Konjonktürel işsizlik


Devri işsizlik ya da yetersiz talep işsizliği olarak da adlandırılır. Geçici ve yapısal işsizliğin her ikisinde de piyasada açık işler bulunmakta, ancak geçici işsizlikte bilgi eksikliği, yapısal işsizlikte de mesleki ve coğrafi dengesizlikler gibi nedenlerle işçi arayanlarla işsizlerin eşleşememeleri söz konusu olmaktaydı. Konjonktürel işsizlikte durum bundan farklıdır. Konjonktürel işsizlik, piyasada yeterince iş olmaması nedeniyle meydana gelen işsizliktir. Ekonominin genişleme dönemlerinde toplam talep ve üretimdeki artışa bağlı olarak düşmektedir. Ekonominin daralma (resesyonist) dönemlerinde ise konjonktürel işsizlik artmaktadır (Gündoğan ve Biçerli, 2003: 208).
Geçici işsizlik işgücü piyasasının dinamik ve bilgi akımının eksik olmasından kaynaklanırken, yapısal işsizlik arz ve talepteki uzun süren dengesizliklerden kaynaklanmaktadır. Konjonktürel işsizlik ise toplam talepteki azalma sonucu ortaya çıkmaktadır (Ehrenbergand Smith, 1997: 584). Yani konjonktürel işsizlikte sorun, piyasada yeterince iş olmamasıdır.
Özellikleri:
Konjonktürel işsizliğin özellikleri ise şöyledir (Biçerli, 2003: 445);
Geçici ve yapısal işsizliğe nazaran yıldan yıla daha fazla dalgalanma gösterir. Geçici ve yapısal işsizlik oranları genellikle yıldan yıla ufak farklılaşmalarla belirli oranlar etrafında seyretmekte iken, ekonomideki yükselme ve düşüş trendlerine bağlı olarak, konjonktürel işsizlikte daha büyük dalgalanmalar gözlenebilir.
-Konjonktürel işsizlikte geçici işsizlik gibi ekonomide yaygındır. Konjonktürel işsizliği ekonominin sadece belirli kesimlerinde değil, çok sayıda sektörde gözlememiz mümkündür.
-Konjonktürel işsizliğin süresi geçici işsizlikten uzun, yapısal işsizlikten kısadır.


  1. Mevsimlik işsizlik


Mevsimlik işsizlik, yılın belirli zamanlarında ekonominin belli sektörlerinde ekonomik faaliyetin daha düşük düzeylerde gerçekleşmesinin bir sonucudur (Sapsford ve Tzannatos, 1993: 386). Mevsimlik işsizliğin genel olarak iki sebebi bulunmaktadır (Gündoğan ve Biçerli, 2003: 208).
Bunlardan birincisi, hava şartları ve mevsim değişmeleri sonucu üretimde meydana gelen aksamalardır. Örneğin, tarımda ve inşaat sektöründe, üretim mevsim koşulları bakımından yıl boyunca devam ettirilemez. Hava şartları ve mevsim değişiklikleri genellikle üretime tesir etmek suretiyle mevsimlik işsizliğe neden olur.
İkincisi ise, mevsim koşulları ve değişmeleri sonucu bazı mal ve hizmetlerin talebinde ortaya çıkan düşüşlerdir. Örneğin, mayo, kürk, kömür, dondurma gibi bazı malların üretimi bütün yıl boyunca devam ettirilebilir, ancak bu malların talebindeki değişmeler mevsimlik işsizliğe neden olabilir.
Mevsimlik işsizlik bir yönüyle konjonktürel işsizliğe de benzemektedir. Nitekim,konjonktürel işsizlik de emek talebindeki dalgalanmalar sonucu ortaya çıkan bir işsizlik türüydü. Mevsimlik işsizliğin konjonktürel işsizlikten farkı ise, bu dalgalanmaların beklenen ve sistematik dalgalanmalar oluşudur. Bu tür işsizlik, tarım, turizm ve inşaat sektörlerinde daha etkili olmaktadır. Özellikle, üretimin doğa koşullarına bağlı olduğu tarımsal alanlarda, ekim ve hasat mevsimleri dışında istihdam olanakları daralmakta ve işsizlik ortaya çıkmaktadır. Yine, benzer biçimde, inşaat sektöründeki durgunluk sonucunda kış aylarında inşaat işçisi talebi de azalmaktadır (Gündoğan ve Biçerli, 2003: 208).

Değerlendirme Soruları


  1. İşsizlik oranları hususunda endişe duyulmasının nedenleri nelerdir?

  2. Mevsimlik işsizlik ile konjonktürel işsizlik arasındaki farkı açıklayınız?

  3. Yapısal işsizliğin nedenlerini anlatınız.

  4. TÜİK’e göre kişinin işsiz sayılabilmesi için gerekli olan kriterler nelerdir?





Kaynaklar:
-Korkmaz Adem ve Adnan Mağiroğulları (2007), İşsizlikle Mücadelede Emek Piyasası Politikaları –Türkiye ve AB Ülkeleri-, Ekin Basım Yayım, Bursa.
-Biçerli, M.Kemal (2007), Çalışma Ekonomisi, Beta Basım, İstanbul.
-Ehrenber, Ronald G. and Robert S. Smith (1997), Modern LaborEconomics, TheoryandPublicPolicy, Sixth Edition, Addison-WesleyEducationalPublishers, United States.
-Gök, Mehmet (2004), İşgücü Piyasası ve KOBİLER, Roma Yayınları, Ankara.
-Gündoğan, Naci ve M. Kemal Biçerli (2003), Çalışma Ekonomisi, Açıköğretim Fakültesi Yayınları, Eskişehir.
-Lordoğlu, Kuvvet ve Nurcan Özkaplan (2003), Çalışma İktisadı, Der Yayınları, İstanbul.
-Sapsford, David andZafirisTzannatos (1993), TheEconomics Of TheLabour Market, TheMacmillanPress, England.

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

İşsizlik oranı ekonominin konjonktürel performansını gösterir iconYani işsizlik oranı hala çift haneli rakamlarda seyretmeye devam...

İşsizlik oranı ekonominin konjonktürel performansını gösterir iconYani işsizlik oranı bir ay öncesi ile aynı düzeydedir, azalmamıştır...

İşsizlik oranı ekonominin konjonktürel performansını gösterir iconYani işsizlik oranı bir ay öncesi ile aynı düzeydedir, azalmamıştır...

İşsizlik oranı ekonominin konjonktürel performansını gösterir iconYeni ekonomiNİn finansal krizler üzerine etkileri: TÜRKİye kasim 2000-Şubat 2001 kriZleri

İşsizlik oranı ekonominin konjonktürel performansını gösterir icon1. İşsizlik oranının tanımı aşağıdakilerden hangisidir?


Ekonomi




© 2000-2018
kişileri
e.ogren-sen.com