Ders: Sosyal Hizmetler ve Bakım Yrd. Doç. Dr. Cihan selek öZ


e.ogren-sen.com > Ekonomi > Ders





Sosyal Hizmete Giriş


Birinci Bölüm

Sosyal Hizmete Giriş
Ders: Sosyal Hizmetler ve Bakım Yrd. Doç.Dr. Cihan SELEK ÖZ

c:\users\sau\desktop\set\13.png


Hedefler



  • Sosyal hizmet kavramı hakkında bilgi sahibi olmak

  • Sosyal hizmetin bilimsel niteliği hakkında bilgi sahibi olmak

  • Sosyal hizmetin felsefik niteliği hakkında bilgi sahibi olmak

  • Sosyal çalışma mesleği hakkında bilgi sahibi olmak

  • Sosyal çalışma mesleğinin amacı hakkında bilgi sahibi olmak

  • Sosyal çalışmanın konuları hakkında bilgi sahibi olmak


Öneriler
Bu üniteyi daha iyi kavrayabilmek için;


  • Ünitenin sonunda verilen kaynaklar listesinden de yararlanarak ünitede ele alınan konularla ilgili daha geniş okumalar yapabilirsiniz.


Anahtar Kavramlar


  • Sosyal hizmet

  • Sosyal çalışma

  • Özel gereksinim grupları


İçindekiler


  1. Sosyal Hizmet Kavramı

  2. Sosyal Hizmetin Bilimsel Niteliği

  3. Sosyal Hizmetin Felsefik Niteliği

  4. Sosyal Çalışma Mesleği

  5. Sosyal Çalışma Mesleğinin Amacı

  6. Sosyal Çalışmanın Konuları

Özet

Değerlendirme Soruları

Kaynakça

  1. SOSYAL HİZMETE İLİŞKİN KAVRAMSAL ÇERÇEVE

Hedef 1: Sosyal hizmet kavramı hakkında bilgi sahibi olmak

Sosyal çalışma öncelikle bir meslektir. Bunun yanı sıra uygulama yönü olan bir disiplin dalıdır. Bu nitelik onu evrensel kılmaktadır. Evrensel bir meslek olarak kabul gören sosyal çalışma/sosyal hizmet (social work) yıllarca sosyal refah kavramıyla özdeş görülmüştür. Literatürde sosyal hizmet kavramına ilişkin çeşitli tanımlar bulunmaktadır. Bu tanımlardan kimisi, sosyal çalışmayı kişinin sorunlarının çözülmesine yönelmiş bir meslek olarak ele alan tanımlardır, kimisi sosyal çalışmayı sosyal refah alanına bağlı olarak ele alan tanımlardır, kimisi de sosyal çalışmayı bir toplumsal kurum olarak ele alan tanımlardır.

Örneğin bir tanıma göre; sosyal hizmet bir dayanışma ve yardım etme mesleğidir. Adından da anlaşılacağı gibi toplumsalı hedef alır ve bilimsel ilke, yöntem ve teknikler aracılığıyla insanlara hizmet etmeyi amaçlar. Bir başka tanıma göre; sosyal hizmet bütün insanların daha iyi yaşam koşullarına kavuşmaları için etkili sosyal değişimleri gerçekleştirebilmeleri amacıyla insanlara yardım eden uygulamalı bir bilim ve meslektir. Dolayısıyla sosyal hizmet yardım temelli bir meslek ve disiplindir.

Hangi şekilde tanımlanırsa tanımlansın, sosyal çalışmanın, toplumda çeşitli nedenlerle yoksunluklar ve eşitsizlikler içinde bulunan kişi, grup ve toplulukların sorunlarını önlemek ve refahını sağlamakla ilgili olduğu görülür. Amerikan Ulusal Sosyal Çalışmacılar Derneği’nin tanımına göre sosyal hizmet (sosyal çalışma); bireylere, gruplara ve topluluklara sosyal işlevselliklerini gerçekleştirebilmeleri için kapasitelerini geliştiren ve bu amacın gerçekleşmesini mümkün kılacak toplumsal koşulları yaratan mesleki bir faaliyet, olarak kabul edilir.

Sosyal hizmetin amacı toplumsal olanakların adil paylaşımını gerçekleştirmeye yardımcı olmaktır. Eşitlik ve özgürlük sorunsalının toplumun tüm kesimleri için çözümlenmesinin yanındadır. Bu yönleriyle sosyal refah kurumunun kuruluşlarının yaygınlaşmasının savunucusu bir konumdadır. İnsanlığın yoğunlaşarak artan sosyal hizmetler gereksinimleri ancak bu şekilde profesyonelce karşılanabilecektir.

Türkiye’de 1961 yılında Sosyal Hizmetler Akademisi tarafından kuruluşta getirilen terminolojiyle “social work” karşılığı olarak “sosyal hizmet” kavramı benimsenmiştir. Oysaki Emre Kongar tarafından geliştirilen terminolojiyle “social work” karşılığı ‘sosyal çalışma’ olmalıdır. İngilizce’de ‘social work’, Almanca’da ‘sozialarbeit’ın karşılığı ‘sosyal çalışma’ olsa gerektir. Sosyal çalışma, ABD’de ve Avrupa’da sanayileşme ve kentleşmenin, topraktan kopmanın getirdiği, buna bağlı olarak ekonomik, toplumsal ve kültürel yapılarda, özellikle aile yapısında ortaya çıkan değişmelerden kaynaklanan ve insanların yaşamını ve ilişkilerini olumsuz etkileyen sosyal sorunların giderilmesi ya da azaltılması için geliştirilmiş etkinlikler bütününü çalışma alanı alan kendine özgü bir meslektir. Kendine özgü meslek değerleri, disiplini, etiği ve uygulama ilke, yöntem ve teknikleri vardır. Toplumdaki çocuk, yaşlı, kadın, genç, özürlü, tutuklu, hükümlü, hasta, öğrenci, alkolik, bağımlı, göçmen, sığınmacı vb. özel gereksinim gruplarına verilen ve onların sosyal sağlıklarını koruma ya da yeniden kazandırmayı, onların topluma uyumları ile toplumda etkin bir birey olmalarını amaçlayan bir meslektir.


  • ÖzBilgi

Batı’da mesleğin adı sosyal çalışma, mesleği icra eden kişi ise sosyal çalışmacı olarak ifade edilmektedir.
İngilizce’deki meslek adı olan “social work” kavramının ve hizmet ve alan adı olan “social service/s” kavramının karşılığı olarak Türkçe’de tek bir kavramın, “sosyal hizmet” kavramının kullanılması anlamsızdır. “Social work” yerine “sosyal çalışma”, “social service/s” yerine “sosyal hizmet/ler” terimlerinin kullanılması gerekmektedir.

Gerçek şu ki; Türkiye’ye bu eğitim, bu meslek gelirken bir yanlış yapılmış, sosyal hizmetler mesleği denmiştir. Oysa adı üstünde, Türkçe’de hizmetler hizmetlerdir, meslekler de meslekler. Yani sağlık hizmetleri mesleği diye bir meslek olmaz, hizmetler diye bir meslek olmaz. Örneğin meslek sahibi olarak hekim vardır, biyolog vardır, kimyager vardır, ekonomist vardır, bir de bunların yaptığı hizmetler vardır. Burada da sosyal çalışmacı var, o da sosyal hizmet yapıyor. Dolayısıyla kavramsal olarak Türkçe’de yanlış bir kullanım söz konusudur. Olması gereken şudur:

Mesleğin adı sosyal çalışmadır. Mesleği icra eden kişi sosyal çalışmacıdır. Sosyal çalışmacının icra ettiği mesleğin niteliği/kapsamı ise sosyal hizmettir.

Dört yıl süren lisans öğreniminin arkasından meslek elemanı, sosyal çalışmacı unvanını alır. Sosyal Hizmetler Akademisi terminolojisinde yanlış bir kavramlaştırma ile dört yıl süren sosyal hizmet lisans öğrenimini tamamlayanlara önce ‘sosyal hizmet mütehassısı’, sonra ‘sosyal hizmet uzmanı’ kavramlarını meslek elemanı unvanı olarak yerleştirilmiştir. Buna bağlı olarak sosyal hizmet uzmanı diye kadro ihdas edilmiştir. Bu bir çeviri yanlışıdır. Bilimsel olarak yanlıştır. Çünkü uzmanlık ancak yüksek lisans (mastır) yaptıktan sonra kazanılan bir unvandır. Ancak Türkçe’de dört yıl süren sosyal hizmet lisans öğrenimini tamamlayanlar için yaygın olarak “sosyal hizmet uzmanı” unvanı kullanılmaktadır (Şeker, 2012: 3-11).

  1. SOSYAL HİZMETE İLİŞKİN BİLİMSEL ÇERÇEVE

Hedef 2: Sosyal hizmetin bilimsel niteliği hakkında bilgi sahibi olmak

Sosyal hizmet gecikmeli bir bilim dalı olarak Avrupa ülkelerinde doğmuştur. Aslında 20. yüzyılda başat olan bütün sosyal bilimler gibi sosyal çalışma da 19. yüzyılın ürünü ve birikimine dayalıdır. Her ne kadar endüstriyel kapitalizmin biçimlemeye çalıştığı bir disiplin de olsa sosyal çalışma, özünde insana yardım konusundaki uygulamaların birikiminin bilimsel bir yön kazanmış olmasıyla kimlik bulmuş, sosyal bilimlerce de kuramsal olarak desteklenmiştir.

Sosyal çalışma disiplini bir sosyal bilim dalıdır ve öteki sosyal bilimlerden bağımsızdır. Kuşkusuz bu bağımsızlık kazanma birdenbire olmuş değildir. Sosyal çalışmanın konusu bireysel ve toplumsal sorunlardır. Sosyal çalışma, bu sorunların çözülmesi için çeşitli teknikler geliştirir. Bu teknikler gerek toplumsal gerekse grupsal ve bireysel planda, psikoloji, sosyal psikoloji, sosyoloji, hukuk, tıp, sosyal politika gibi bilim dallarının biriktirdiği bilgilerle de desteklenir.

Sosyal çalışmayı diğer disiplinlerden üç temel nokta ayırır: Birinci nokta sosyal çalışmanın sorun çözmeye yönelmiş olmasıdır. İkinci nokta, sosyal çalışmanın uygulamalı niteliğidir. Üçüncü nokta, sosyal çalışmanın insanı bütün olarak ele almasıdır. Bu nitelik sosyal çalışmaya disiplinlerarası bir özellik kazandırır (Şeker, 2012: 4-5).


  • ÖzBilgi

Sosyal çalışma, sorun çözmeye odaklanmış, insanı bütünsel olarak ele alan, uygulamalı bir sosyal bilim dalıdır.
Sosyal hizmet insanların sorun çözme, baş etme ve gelişimsel kapasitelerini artırmaya, sosyal politikanın geliştirilmesi ve ilerlemesini sağlamak adına sistemlerin etkili ve insancıl çalışmasını sağlamaya, risk altındaki grupları güçlendirmeye ve sosyal ve ekonomik adaleti sağlamaya çalışır. Bu bağlamda kır veya kentte yaşayan, çalışan veya çalışmayan, çocuk, genç, yetişkin, yaşlı, hasta, engelli, suçlu, korunmaya muhtaç olan, istismar edilen birey ve gruplara yönelik önleyici, rehabilite edici/iyileştirici hizmetler sunmaktadır. Bu sorunların ortaya çıkmasına neden olan plan, politika ve yasalara ilgiyi çekmek ve değiştirilmesinde rol almak, insan ile çalışan tüm mesleklerde olduğu gibi sosyal hizmetin de görevleri arasındadır (Yıldırım ve Yıldırım, 2008: 27).

  1. SOSYAL HİZMETE İLİŞKİN FELSEFİK ÇERÇEVE

Hedef 3: Sosyal hizmetin felsefik niteliği hakkında bilgi sahibi olmak

Toplumbilimsel olarak insanoğlunun bir arada olma gereksinimi, sorunlarına biraradalık içinde çözüm üretme düşüncesi topluluk olma bilincini beraberinde getirmiştir. Tarihsel olarak sorun çözme düşüncesi bu dünyada insan onuruna ve özgürlüğüne olan saygıya bağlılığı getirmiştir. Bu bakış açısının farkında olanlar türlü zenginlikleriyle gelirlerinin bir bölümünü insanların toplumsal koşullardan kaynaklı sosyal acılarını gidermek için kullanmakta geri durmazlarken, toplumsal vicdan ve muhalefet baskısı da sosyal reformların yolunu açmıştır. Denilebilir ki, güç ve zenginlik içindeki gruplar ellerindeki gelirlerinin bir kısmını çeşitli nedenlerden ötürü (vicdanlarının gereği de olarak) çoğu zaman kullanmak zorunda kalmışlardır. Kimi gerekçelere göre ise insandaki sosyal acıma duygusu/vicdan sosyal hizmetin varlığını hissettirmiştir. Dinsel bağlamda öteki dünya bilinci ve sevap edinme duygusu toplumsal yaşamda yoksul kitlelere yönelik yapılan yardımların yönünü belirlemiştir.

Bilinir ki, insanoğlu çok eski tarihlerden beri, engelliler, yoksullar gibi toplumdaki olanak ve hizmetlerden yeteri kadar yararlanamayan kişilere yardım etmeyi düşünmüştür. Bu yardımları yapmıştır da. Musevilik, Hıristiyanlık, Müslümanlık gibi dinler bu düşüncenin somut örneklerini bünyelerinde taşırlar.

Bir yardım ve dayanışma tarzı olarak sosyal hizmetin dağıtımını ilk dönemler en gözle görülebilir yönleriyle din ve toplum liderleri yapmıştır. Ama nereye kadar? Kuşkusuz sanayileşmeyle biçimlenen devlet yapısına kadar, diyebiliriz. Sanayileşme ateşinde gömlek değiştiren devlet yapısında bir takım kamusal işler önem kazanmıştır. Özellikle devlet-toplum-birey çelişkisinde yaşanan sosyal sorunların çözümü için yeterli olmasa da kamusal yaptırımlar üzerinde durulmuştur. Bireysel iyiliksever, toplumsal iyiliksevere daha sonra da ulusal iyiliksevere doğru yönelmiştir. Batı açısından olguya eğildiğimizde görüyoruz ki, her ne kadar toplumsal düşüncedeki gelişmelere rağmen Batı’da kiliseler sosyal hizmet uygulamalarında etkisini sürdürse de devlet sosyal hizmet düşüncesine zamanla önem vermiştir. Devlet adeta zorunlu olarak sosyalleşmiştir. Sosyalleştirmiştir. Genel olarak Doğu toplumlarında ise kendi modellerinden hareket etmiştir. Bu nedenle Doğu’da sosyal hizmet düşüncesi (aça yoksula yardım düşüncesi…) kendi modeli anlamında dinsel/geleneksel temellere oturtulmuştur. Bütün yönelimini bu yapı sağlamıştır. Doğu toplumlarında devletin sosyal hizmet alanına dahil olması Batı’dakinden çok daha geç başlamıştır. Hatta bazı Doğu toplumlarında başlamamıştır bile.


  • ÖzBilgi

Sosyal çalışma mesleğinin doğuşunda iki faktör etkili olmuştur: İnsanda var olan filantiropik güdüler ve sanayileşme ile birlikte çığ gibi büyüyen sosyal sorunlar.
Batı’da yaşanan Sanayi Devrimi ile birlikte ortaya çıkan sosyal sorunlar işçi sınıfının toplumsal mücadelesi karşılaşmıştır. İşçi sınıfının sosyal reform talepleri ise zamanla olgunlaşacak olan sosyal hukuk devletini doğurmuştur. Laik/seküler bir devlet yapılanması içinde topluluklar yerine devletin bireylere karşı koruyuculuk ve kollayıcılık bağlamındaki sorumluluk ve yükümlülüğü dinsellikten hukuksal bir zemine taşınmıştır. Dolayısıyla sosyal hizmetler, laik/seküler sistemin bu bağlamında önemli temel kurumlarından biri olmuştur. Bunun algılanıp uygulanma düzeyi ise laiklik/sekülerliğin algılanıp uygulanmasının bir göstergesidir. Bu gösterge ise sosyal yardım ve desteğin öncelikle bir “hak” olarak hukuksal bir temele dayandırılması ile orantılıdır. Bu “hak” sağlama oranının düşmesi ile de bu sefer günahtan arınmada bir dinsel araç olarak görülen “sadaka”nın belirleyiciliği önem kazanmaktadır.

Kongar’a göre sosyal hizmet mesleği iki temel kaynaktan doğmuştur. Birincisi, kapitalist kalkınma yöntemini kullanarak hızla kalkınan ülkelerin bu kalkınma sonucunda ortaya çıkan toplumsal yaralarını sarma çabalarıdır. İkincisi ise, daha soyut ve felsefi planda kalan insancıl amaçlardır ki, derinliğine bir çözümleme sonunda bunun da birinci noktaya gittiği görülmektedir. Sosyal hizmeti kişiye dönük bir meslek olarak görenler daha çok bu doğuş nedeni üzerinde durmaktadır. Bu anlayış çerçevesinde sosyal hizmetin amacı; bir veri olarak ele alınan sosyo-ekonomik yapı içinde bireylerin sorunlarını çözmektir şeklinde ele alınmaktadır.

Sosyal hizmet, tarihsel çerçeve içinde ele alındığında bireyin refahını geliştirmeye ilişkin bir meslek olduğu ortaya çıkmaktadır. Bireyin refahını ise sosyal refah hizmetleri belirler. Bu hizmetlerin amacı bireylerin refahı ile içinde bulundukları toplumun refahı arasında bir denge kurmaktır.

Sosyal çalışma felsefesinin görece olarak yetkinleşme koşullarında, her ne kadar kendi gelişim dinamikleri etkili olmuşsa da; farklı düşün okullarının kuramsal etkisini göz ardı etmemek gerekir. Nasıl ki, ‘perenniyal hissiyat-filantropik güdüler’1 sosyal çalışmanın varlığının biçimlenişinde etkili olmuşsa ‘rasyonalite-sanayi devrimi’ de o oranda etkili olmuş ve hatta meslekleşmesine önemli olanaklar yaratmıştır.

Çağdaş sosyal çalışma anlayışı ‘modernitenin’ bir ürünüdür. Ama unutmadan, bilindiği gibi sosyal hizmetlerin geliştirilmesinde din adamlarının ve gönüllülerin başlattığı hareketi sosyal çalışma mesleği yavaş yavaş devralmış, bilimsel ve mesleki tabana oturtmuştur. Dolayısıyla dünyada gelişmiş bu hizmetlerin günümüzde genel bir temeli ve niteliği vardır. Sosyal çalışma mesleği Batı’da gelişen bilimlerce çerçevelenmiş; teknolojideki ve sosyal bilimlerdeki muazzam gelişmelerle yönünü inşa etmiştir. Batı toplumlarının eşitlik-özgürlük’ kavramlarının dengeli ve uyumlu dağıtımında üzerinde çalıştıkları sosyal düzenleniş kategorisi sosyal çalışmanın değerlerinde büyük pay sahibi olmuşlardır. Yine tarihten örnek vermek gerekirse, 1890’lı yıllarda Hıristiyan sosyalistlerin ve sosyal Katoliklerin, sosyal Protestanların toplum sorunları karşısındaki tavrı sosyal çalışma uygulamaları açısından önemsenmesi gereken olaylardır. 1891 yılında Papa B. Leon’un, “Rerum Novarum”u akla gelen sosyal içerikli bildirilerden biridir. Bu bildiriden sonra Papalık Kurumu sosyal sorunlarla daha fazla ilgilenmeye başlamıştır. Rerum Novarum Sanayi Devrimi ile birlikte ortaya çıkan büyük sefalete ilişkin yazılmış bir genelgedir (Şeker, 2012: 21-23).

  1. SOSYAL ÇALIŞMA MESLEĞİ

Hedef 4: Sosyal çalışma mesleği hakkında bilgi sahibi olmak

Sosyal hizmet, insanın çevresi ve içinde bulunduğu sosyal hayatı ile etkileşimi sonucu meydana gelen problemlerinin giderilmesinde bilimsel destek sağlayan bir meslektir (Yıldırım ve Yıldırım, 2008: 26).

Sosyal çalışma, mesleki bir hizmet olup, insan ilişkileri konusunda bilimsel bilgi ve becerilere dayanarak kişilerin yalnız başlarına veya gruplar içinde sosyal ve kişisel başarılar ve egemenlik kazanmalarına yardım eder. Sosyal çalışma (sosyal hizmet) mesleği kendine özgü değerlerin yöneliminde odak noktası insan beklentilerini-ihtiyaçlarını karşılayabilmekle ilintili olan bir sosyal meslektir. Öyle ki, birbiriyle ilişkili sosyal sorun alanlarında yaşayan insan gruplarının yaşam stratejileri mesleğin odağında sorun çözme ve refah beklentileri dinamiği üzerine kurulmuştur.

Sosyal çalışma insanla çalışır, insanın özünden ya da çevresinden doğan sorunlarının çözülmesini amaçlar. İnsanın ve toplumun, toplum kaynaklarını bulma, geliştirme ve tamca yararlanma gücünü ve becerisini kazanmasını öngörür. Bu yolla da kişi ve toplumun kendi sorunlarını kendi gücüyle çözebilmesi yetkinliğine ulaşmasına çabalar. Sorunlu olan kişi ve toplumun sorununu algılaması, üzerinde düşünmesi, çözüm yollarını araştırıp bulması ve çözüm için girişimlerde bulunması süreci sosyal çalışma mesleğinin uygulama sürecidir. Kuşkusuz bu süreç mesleksel disiplinlere, ilke, yöntem ve tekniklere göre oluşturulmaktadır. Sosyal hizmetler, genel bağlamda insanların bireysel ve toplumsal mutluluğu için verilen hizmetlerdir. Her meslek o amacı bünyesinde barındırır diyeceksiniz, ki doğrudur. Ancak, sosyal çalışma, insanla, onun ruhsal ve toplumsal dünyasına seslenen, ruhsal ve toplumsal dengelerini gözeten ve insanla doğrudan iletişim kurarak yapılan ender mesleklerden biridir (Şeker, 2012: 6-7).

Meslekleşmenin en belirgin başlangıç noktası profesyonel anlamda eğitilmiş elemanlara duyulan ihtiyaçtır. Bu ihtiyacın gerçekleşmesi için Avrupa’da atılan ilk adım 1873’te Londra’da hayır derneklerinde çalışanlar için düzenlenen konferanslar olmuştur. Bunun 1898’te New York’ta açılan yaz okulu takip etmiş ve 1899’da Amsterdam’da ilk sosyal hizmet okulu açılmıştır. Böylece söz konusu ülkelerde mesleki eğitim sosyal hizmetlerde görev alacaklar için bir ön koşul olarak kabul edilmiştir. Sonraları eğitim kurumları diğer ülkeler arasında da yaygınlaşmaya başlamış, böylece sosyal hizmet mesleği evrensel bir nitelik kazanmaya başlamıştır (Yıldırım ve Yıldırım, 2008: 26).

Kongar’a göre ise; sosyal çalışma:

1) İnsanın doğayla ve insanla olan çelişkilerinin çözümüne yardım etmeyi amaçlayan,


  • ÖzBilgi

1899’da Amsterdam’da ilk sosyal hizmet okulu açılmıştır.
2) Bu yardımı, birey, grup ve toplum düzeyinde değişme yaratma yöntemi ile gerçekleştirmeye çalışan,

3) Sosyal hizmetler, sosyal refah ve sosyal güvenlik alanlarındaki sorunlara ilişkin etkinlik gösteren,

4) İnsan, toplum, sosyal çalışma ve hizmet programları hakkındaki bilgilerle değişme açısından eğitilmiş ve

5) Mesleki ahlak kurallarına uyan uygulayıcılar ve bunların yardımcılarının meydana getirdiği bir kadroya sahip olan bir meslektir (Şeker, 2012: 7).

Sosyal hizmet, birey, grup ve toplumun sosyal çevre ile bağlantılı sorunlarını –ki bu sosyal çevre aile, okul, işyeri, toplum, yasalar, politikalar olabilir- çözmekte yardımcı olmayı hedefleyen bir meslek ve disiplindir (Yıldırım ve Yıldırım, 2008: 27).

Tüm bu özellikleri nedeniyle sosyal hizmet alanında çalışanların birincil amacı muhtaç insanlara yardım etmek ve sosyal sorunlarla uğraşmaktır. Sosyal hizmet mesleğinde insan ilişkilerinin önemi çok büyüktür. Bu yüzden sosyal hizmet alanında çalışanlar bireyin onuru ve değerine saygı göstermek, bireye güvenilir bir tarzda davranmak zorundadırlar. Sosyal hizmet mesleğinde çalışanlar yaptıkları işin niteliği gereği sosyal adaletsizlikle mücadele ederler.

Sosyal çalışmacının temel görevi, bir insanın veya grubun veya toplumun başlıca ihtiyaçları ile amaçlarının ortaya konulması, gerek bireysel ve gerekse sosyal sorunların çözülmesi konularına yardım etmekten ibarettir. Başka bir açıdan her bir bireyin kişisel onurunu korumak ve bunu yaparken onun bütün becerilerini yeteneklerini kullanmasını, kendine olduğu kadar çevresindeki topluma da faydalı olmasına sağlama yönünden yardımcı olmaktır. Temel olarak çevresi içinde bireyin güçlüklerini aşması sağlanırken çevre gelişimine etki edilmekte ve psiko-sosyal uyuma yardım edilmektedir. Sosyal çalışmacı, sosyo-ekonomik politikaların toplum ve insan dokusunda yol açtığı sonuçlarla ilgilenir.

Sosyal çalışmacı, önce kendisi için yaşamı sevmeli, mücadeleden kaçınmayan, duygulu fakat duygularını kontrol altına alabilen, sıcak fakat gerçekçi, peşin hükümlü olmayan, insanları ayırt etmeden kabul edebilen bir kişi olmalıdır. Yaşamın güzel bir şey olduğunu ve insanların yaşama hakkı olduğunu çok iyi algılamalıdır. Herkesin güzel yaşamasını istemelidir. Pesimist değil, optimist olmalı ve her şeyde bir çıkar yol aramalıdır. İnsan hak ve özgürlükleri ve de bunlar için yapılacak savaşımda bulunacağı doğru yeri bilmesi bir sosyal çalışmacının içselleştirmesi gereken konulardır.

Sosyal hizmet alanında sosyal çalışmacı gibi gereksinim duyulan bir başka meslek elemanı yardımcı aktör konumundaki sosyal yardımcıdır. Ülkemizde önemi giderek artan sosyal yardımcılar ya da sosyal teknikerler sosyal çalışmacılara yardımcı eleman olarak birçok konuda kolaylık sağlayacakları gibi sosyal refah alanlarında yürütülen ve yürütülecek olan birçok sosyal hizmetlerle ilgili çalışmada da önemli rol ve görevler alabilirler. Sosyal hizmet kuruluşlarında insan kaynakları yönetimi ve meslek elemanına duyulan gereksinimin boyutları göz önünde tutulduğunda sosyal yardımcı yetiştirme noktasında çok geç kalındığı söylenebilir. Sosyal çalışma mesleğinin yeni yeni bilinmeye başlandığı, eğitim verecek okulun ilk kurulduğu yıllar içinde bu konu birçok kez gündeme gelmesine rağmen ne yazık ki uzun yıllar bir ilerleme kaydedilememiştir. Ne var ki gecikmiş olunsa da sosyal yardımcı yetiştirmek için ön lisans düzeyinde eğitim veren programların açılması için 21. yüzyıl beklenmiştir (Şeker, 2012: 8-9).

Sosyal çalışma mesleğinin konusu insan; odağı insan; amacı, insan mutluluğudur. Sosyal hizmet alanlarında salt sosyal çalışmacılar ya da sosyal teknikerler çalışmazlar. O alanla ilgili başka sosyal meslek elemanları da çalışırlar. Duruma göre psikologlar, ruh hekimleri, diğer tıp hekimleri, hemşireler, bakıcılar, yani çocuk bakıcıları, yaşlı bakıcıları, engelli bakıcıları, hastabakıcılar, öğretmenler, eğitmenler, savcılar, hukukçular, sosyologlar gibi... Bunların dışında sosyal sekreterler, gençlik yardımcıları, kadın yardımcıları, bakıcı anneler gibi elemanlar da sosyal çalışma mesleğinde görev yapmaktadırlar (Şeker, 2012: 68).

  1. SOSYAL ÇALIŞMA MESLEĞİNİN AMACI

Hedef 5: Sosyal hizmet mesleğinin amacı hakkında bilgi sahibi olmak

Kongar’a göre sosyal çalışma uygulamasının amaçları şunlardır:

1. Kişiler ve gruplara, kendileri ile çevreleri arasındaki dengesizlikten doğan sorunların belirlenmesi, çözülmesi ya da etkisiz hale getirilmesi için yardım etmek.

2. Dengesizliğin meydana gelmesini önlemek için kişiler ya da gruplarla çevreleri arasındaki potansiyel dengesizlik alanlarını belirlemek.

3. Tedavi edici ve önleyici önlemlere ek olarak, kişilerin, grupların ve toplumların en yüksek gelişme güçlerini aramak, belirlemek ve ortaya çıkartmak.

Sosyal çalışmanın amacı kısaca, insanların, öteki insanlarla ve doğa ile olan ilişkilerini, mevcut çelişkileri ortadan kaldıracak şekilde düzenlemelerine yardım etmektir.

Bir başka ifadeyle sosyal çalışmanın amaçları;

  • Kişi/grup/topluluklar arasındaki sosyal dengesizliği gidermek,

  • Kişi/grup/topluluklara yardım etmek

  • Kişi/grup/toplulukların sosyal ve kişisel doyumun gerçekleşmesini sağlamak,

  • Kişi/grup/toplulukların sosyal ilişkiler alanında verimlilik sağlamak

  • Kişi/grup/toplulukların bağımsızlığını/işlevselliğini sağlamaktır (Şeker, 2012: 68).

Sosyal çalışma mesleğinin üç fonksiyonu bulunmaktadır:

  1. Değiştirici-geliştirici hizmetler

  2. Koruyucu-önleyici hizmetler

  3. Tedavi edici hizmetler (Yıldırım ve Yıldırım, 2008: 33).


  • ÖzBilgi

Sosyal çalışma mesleğinin temel amacı kişi, grup ya da toplulukların sorunlarının çözülerek, onlara işlevsellik kazandırılması, böylece toplumsal adaletin sağlanmasına katkıda bulunulmasıdır.
Sosyal çalışmanın temel amacı; adaletli bir toplumsal yapı inşasıdır. Bu amacın yönü sağlıklı bir toplum oluşturmaktır. Sağlıklı toplum ise insanın öteki insanları sevme yetisini, yaratıcı bir biçimde çalışma, aklını ve nesnelliğini geliştirme, kendi üretici güçlerini tanımasına dayanan bir benlik duygusu elde etme yetisini artırır. Sağlıksız bir toplumsa, karşılıklı düşmanlık ve güvensizlik duyguları yaratan, insanı başkalarının kullanacağı ve sömüreceği bir araca dönüştüren, başkalarına boyun eğmediği ya da otomatlaşmadığı sürece onu benlik duygusundan yoksun bırakan toplumdur. Sosyal çalışmanın sosyal adaleti geliştirme hedefi, sağlıklı toplumun tüm yurttaşları için refah göstergelerini yükselttiği, sosyo-ekonomik amaç birlikteliğinin insani gelişme standartlarını yükselttiği bir toplumsal yapıdır.

Sosyal çalışmacı, kişi/grup/topluma ilişkin sorunlarla uğraşırken, üç rolü yerine getirir: Bunlar güçlendiricilik, öğreticilik ve kolaylaştırıcılık rolleridir.

Sosyal çalışma mesleği, insancıl ve demokratik ideallere dayalı bir meslektir. Sosyal çalışmanın mesleki etkinliğinin odağı, bireyin toplumsal işlevselliği ve çevresi ile olan etkileşimi olarak kavramsallaştırıldığından dolayı mesleki rol bağlamında; birey-grup-toplulukların psikososyal-ekonomik sorunlarının çözümünde yardımcı olup, toplumsal refahlarının gelişimini hedefler. Bu bakış açısıyla hareket için davranış bilimlerinin yanı sıra, kendi kuram ve uygulamalarının birikiminden yararlanır. Sorunlara bütünsel olarak bakar. Sosyal çalışmayı diğer disiplinlerden ayıran nokta da burası; insan varlığını ele alıştaki özgünlüğü… Bireyi özgüllüğü ve çevresiyle / sistemlerle etkileri çerçevesinde ele alır. Toplumsal koşulları göz ardı etmediği gibi sosyal uyuma yönelik olarak çalışır (Şeker, 2012: 69-70).

  1. SOSYAL ÇALIŞMANIN KONULARI

Hedef 6: Sosyal çalışmanın konuları hakkında bilgi sahibi olmak

Sosyal hizmetler kişi, grup ve toplulukların yapısından, koşullarından doğan ya da kendi kontrolleri dışında olan yoksunluk ve eşitsizlikleri gidermek, toplumun değişen koşullarından ötürü ortaya çıkan sorunları önlemek, insan kaynaklarını geliştirmek, kişi, aile ve toplum refahını sağlamak amacı ile düzenlenen hizmet programlarını kapsayan bir çalışma alanıdır.

Bu alan örneğin, sosyal yardım hizmetleri, çocuk ve aile refahı hizmetleri, fiziksel ve ruhsal engelliler için yapılan hizmetler, ıslah hizmetleri, sosyal sigortalar, aile planlaması, konut sorunları ve toplum kalkınması gibi hizmet ve programları kapsar.

Bireyi ve toplumu anlamada bir bilgi dağarcığı olan, kendine özgü yöntemleri, ilkeleri ve yaptırımları olan sosyal çalışma; günden geceye oluşmuş bir meslek değil, toplumsal değişimin ve bütün dünyadaki değişimin ortaya çıkardığı insani sorunların ve o değişime ayak uyduramayan insanların sorunlarının çözümü için ortaya çıkmış bir meslektir.


  • ÖzBilgi

Sosyal çalışmanın hizmet götürdüğü temel kesim özel gereksinim gruplarıdır.
Sosyal çalışma politikasının hedeflediği gruplar, toplumla bütünleşmesi engellenen, bu nedenle topluma üretken bir unsur olarak katılamayan, başka bir deyişle, toplumsal işlevselliğini yerine getiremeyen ya da yerine getirebilmek için zorlanan özel gereksinim grupları da (vulnerable groups) denilen nüfus gruplarıdır. Bu gruplar ekonomik, sosyolojik ve etnik boyuttaki uyumsuzluk nedenlerine dayalı olarak toplumun dışladığı nüfus gruplarıdır. Bu gruplar toplumsal sorunlar sistemini oluşturur. Dolayısıyla sosyal çalışmanın hizmet götürdüğü temel kesim özel gereksinim gruplarıdır. Özel gereksinim gruplarına örnek olarak yoksullar, engelliler, işsizler, çocuklar, yaşlılar, azınlıklar, mülteciler, fahişeler, hükümlüler, marjinal gruplar vs. verilebilir (Şeker, 2012: 67).

Sosyal güvenliğin tehlikeye uğramış bireylere sunduğu koruma esas itibariyle gelir garantisidir. Ancak bazı durumlarda gelir garantisinin yeterli olmadığı, özellikle kendisine bakamayacak durumdaki muhtaç yaşlılar ile aile hayatından yoksun çocukların durumunda olduğu gibi, bunlara maddi destek yanında maddi olmayan bazı hizmetlerin de verilmesi gerekmektedir. Örneğin ev ortamından yoksun çocukların koruyucu aile yanına yerleştirilmesi, bakıma muhtaç yaşlılara evde ya da kurumda bakım hizmetlerinin verilmesi gibi… işte bu noktada devreye sosyal hizmetler girmektedir (Yıldırım ve Yıldırım, 2008: 12).

Sosyal çalışma yaklaşımlarının uygulandığı yerler sosyal hizmet kuruluşlarıdır (social work institution). Sosyal çalışma bu kuruluşlarda müracaatçıların refahını sağlamak için mesleki çalışmalar yapar. Bireyle çalışma (bireyler ile etkileşim; mikro uygulama becerisi), grup (mezzo) ve toplum (makro; çoklu etkileşim) düzeylerinde sorunlara yaklaşım sergilerken müdahale sürecini şekiller. Sosyal hizmet alanlarından olan; sosyal yardım/sosyal güvenlik, aile ve çocuk refahı, tıbbi/psikiyatrik ortamlarda sosyal hizmetler, okul, işyeri, cezaevi, adliye kuruluşlarında sosyal hizmetler, gençlik/yaşlılık/işsizlik/özürlülük/sosyal konut/yerel yönetimler/sivil toplum örgütlenmesi ve toplum kalkınması vb. alanlarında sosyal çalışma pratiği üretilir (Şeker, 2012: 67).

http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:and9gcqslcn6ulo3zsymry7c9kzbxc-b9h7ykdtqe1kqdngp9pi4vmpr

  1. Sosyal hizmet, toplumda çeşitli nedenlerle yoksunluklar ve eşitsizlikler içinde bulunan kişi, grup ve toplulukların sorunlarını önlemek ve refahını sağlamakla ilgilenen meslek ve disiplindir. Türkiye’de 1961 yılında Sosyal Hizmetler Akademisi tarafından kuruluşta getirilen terminolojiyle “social work” karşılığı olarak “sosyal hizmet” kavramı benimsenmiştir. Oysaki “social work” karşılığı ‘sosyal çalışma’ olmalıdır. Mesleğin adı sosyal çalışmadır. Mesleği icra eden kişi sosyal çalışmacıdır. Sosyal çalışmacının icra ettiği mesleğin niteliği/kapsamı ise sosyal hizmettir.

  2. Sosyal hizmet gecikmeli bir bilim dalı olarak Avrupa ülkelerinde doğmuştur. Aslında 20. yüzyılda başat olan bütün sosyal bilimler gibi sosyal çalışma da 19. yüzyılın ürünü ve birikimine dayalıdır. Sosyal çalışma disiplini bir sosyal bilim dalıdır ve öteki sosyal bilimlerden bağımsızdır. Sosyal çalışmayı diğer disiplinlerden üç temel nokta ayırır: Birinci nokta sosyal çalışmanın sorun çözmeye yönelmiş olmasıdır. İkinci nokta, sosyal çalışmanın uygulamalı niteliğidir. Üçüncü nokta, sosyal çalışmanın insanı bütün olarak ele almasıdır.

  3. Kongar’a göre sosyal hizmet mesleği iki temel kaynaktan doğmuştur. Birincisi, kapitalist kalkınma yöntemini kullanarak hızla kalkınan ülkelerin bu kalkınma sonucunda ortaya çıkan toplumsal yaralarını sarma çabalarıdır. İkincisi ise, daha soyut ve felsefi planda kalan insancıl amaçlardır. Bir yardım ve dayanışma tarzı olarak sosyal hizmetin dağıtımını ilk dönemler en gözle görülebilir yönleriyle din ve toplum liderleri yapmıştır.

  4. 1899’da Amsterdam’da ilk sosyal hizmet okulunun açılması ve sonraları bu eğitim kurumlarının diğer ülkeler arasında da yaygınlaşmaya başlamasıyla sosyal hizmet mesleği evrensel bir nitelik kazanmaya başlamıştır.

  5. Sosyal hizmette salt sosyal çalışmacılar ya da sosyal teknikerler çalışmazlar. O alanla ilgili başka sosyal meslek elemanları da çalışırlar. Duruma göre psikologlar, ruh hekimleri, diğer tıp hekimleri, hemşireler, bakıcılar, yani çocuk bakıcıları, yaşlı bakıcıları, engelli bakıcıları, hastabakıcılar, öğretmenler, eğitmenler, savcılar, hukukçular, sosyologlar gibi... Bunların dışında sosyal sekreterler, gençlik yardımcıları, kadın yardımcıları, bakıcı anneler gibi elemanlar da sosyal çalışma mesleğinde görev yapmaktadırlar.

  6. Sosyal çalışma mesleğinin üç fonksiyonu bulunmaktadır: Değiştirici-geliştirici hizmetler, Koruyucu-önleyici hizmetler ve Tedavi edici hizmetler.

  7. Sosyal çalışma; kişi/grup/topluluklar arasındaki sosyal dengesizliği gidermeyi, kişi/grup/topluluklara yardım etmeyi, sosyal ilişkiler alanında verimlilik sağlamayı, kişi/grup/toplulukların sosyal ve kişisel doyumunun gerçekleşmesini ve bağımsızlığını/işlevselliğini kazandırmayı amaçlamaktadır.

  8. Sosyal çalışma politikasının hedeflediği gruplar, özel gereksinim gruplarıdır. Özel gereksinim gruplarına örnek olarak yoksullar, engelliler, işsizler, çocuklar, yaşlılar, azınlıklar, mülteciler, fahişeler, hükümlüler, marjinal gruplar vs. verilebilir.

  9. Sosyal çalışma yaklaşımlarının uygulandığı yerler sosyal hizmet kuruluşlarıdır (social work institution). Sosyal hizmet kuruluşları dışında okul, işyeri, cezaevi, adliye, sosyal yardım/sosyal güvenlik kuruluşları, tıbbi/psikiyatri kurumlar, yerel yönetimle, /sivil toplum örgütleri sosyal hizmet veren yerler arasındadır.




DEĞERLENDİRME SORULARI

  1. Sosyal hizmet ne demektir?

  2. Sosyal hizmet ile sosyal çalışma aynı şeyler midir? Tartışınız.

  3. Batıda neden sosyal çalışma kavramı tercih edilmekte iken bizde sosyal hizmet kavramı tercih edilmektedir?

  4. Sosyal çalışmanın bilimsel niteliğini tartışınız.

  5. Sosyal çalışmayı diğer disiplinlerden ayıran özellikler nelerdir?

  6. Sosyal çalışmanın felsefik temeli hakkında bilgi veriniz.

  7. Sosyal çalışma mesleği nasıl ve nerede ortaya çıkmıştır?

  8. Sosyal çalışma mesleğinde kimler çalışır? Bilgi veriniz.

  9. Sosyal çalışma mesleğinin amaçları nelerdir?

  10. Özel gereksinim grupları ile kast edilenler kimlerdir?

  11. Sosyal çalışmanın konusunu neler oluşturmaktadır?

  12. Sosyal çalışma mesleğinin fonksiyonları hakkında bilgi veriniz.

KAYNAKÇA

ŞEKER, Aziz (2012), Sosyal Hizmete Giriş, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayını No: 2533, Açıköğretim Fakültesi Yayını No: 1504, Eskişehir.
YILDIRIM, Kazım ve Neşide Yıldırım (2008), Sosyal Hizmete Giriş, Sakarya Yayıncılık, Sakarya.


1 Perenniyal hissiyat ile kast edilen insanın doğuştan getirdiği duygularıdır. Filantropi ise hayırseverlik anlamına gelmektedir.

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Ders: Sosyal Hizmetler ve Bakım Yrd. Doç. Dr. Cihan selek öZ iconDers: Sosyal Hizmetler ve Bakım Yrd. Doç. Dr. Cihan selek öZ

Ders: Sosyal Hizmetler ve Bakım Yrd. Doç. Dr. Cihan selek öZ iconDers: Sosyal Hizmetler ve Bakım Yrd. Doç. Dr. Cihan selek öZ

Ders: Sosyal Hizmetler ve Bakım Yrd. Doç. Dr. Cihan selek öZ iconDers: Sosyal Hizmetler ve Bakım Yrd. Doç. Dr. Cihan selek öZ

Ders: Sosyal Hizmetler ve Bakım Yrd. Doç. Dr. Cihan selek öZ iconDers: Sosyal Hizmetler ve Bakım Yrd. Doç. Dr. Cihan selek öZ

Ders: Sosyal Hizmetler ve Bakım Yrd. Doç. Dr. Cihan selek öZ iconDers: Sosyal Hizmetler ve Bakım Yrd. Doç. Dr. Cihan selek öZ

Ders: Sosyal Hizmetler ve Bakım Yrd. Doç. Dr. Cihan selek öZ iconDers: Uluslararası Sosyal Politika Yrd. Doç. Dr. Cihan selek öZ

Ders: Sosyal Hizmetler ve Bakım Yrd. Doç. Dr. Cihan selek öZ iconDers: Uluslararası Sosyal Politika Yrd. Doç. Dr. Cihan selek öZ

Ders: Sosyal Hizmetler ve Bakım Yrd. Doç. Dr. Cihan selek öZ iconDers Notları Yrd. Doç. Dr. Ahmet UĞUR

Ders: Sosyal Hizmetler ve Bakım Yrd. Doç. Dr. Cihan selek öZ iconYrd. Doç. Dr. Macid nurbaş

Ders: Sosyal Hizmetler ve Bakım Yrd. Doç. Dr. Cihan selek öZ iconYrd. Doç. Dr. Melek akgün maltepe Üniversitesi İİbf işletme Bölümü Öğretim Üyesi Giriş


Ekonomi




© 2000-2018
kişileri
e.ogren-sen.com