Türk – Rus Ekonomik ve Ticari İlişkileri


sayfa1/4
e.ogren-sen.com > Ekonomi > Evraklar
  1   2   3   4
TEPAV TİCARET ÇALIŞMALARI MERKEZİ

TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR

RUSYA FEDERASYONU’NUN

DÜNYA TİCARET ÖRGÜTÜ’NE

KATILIMINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME

İçindekiler:

  1. Türk – Rus Ekonomik ve Ticari İlişkileri



  1. Rusya Ekonomisine Genel Bakış



  1. Rusya Federasyonu’nun DTÖ’ ye Katılım Aşamaları



  1. DTÖ Üyeliğinden Kaynaklanan Taahhütler



    1. Sanayi Malları



    1. Tarım Ürünleri



    1. Hizmet Ticareti



    1. Ticaret İle İlgili Fikri Mülkiyet Hakları



    1. Ticarete İlişkin Yatırım Önlemleri



    1. Enerji



  1. Değerlendirme



  1. Türkiye-Rusya Federasyonu Ticari ve Ekonomik İlişkiler

Rusya Federasyonu (RF), Türkiye’nin en yoğun ticari ilişkilerde bulunduğu ülkelerden biridir. İhracat yapılan toplam 236 ülke ve serbest bölge içerisinde, Almanya, İngiltere, İtalya, Fransa ve Irak’ın ardından 5.sırada, ithalat yapılan toplam 224 ülke ve serbest bölge arasında ise (yine AB üyesi ülkelerin ayrı ayrı dikkate alınması halinde) 1. sırada bulunmaktadır.

2000 yılında Türkiye ihracatında 9’ncu sırada yer alan Rusya Federasyonu 2003 ve 2004 yıllarında 8’nci sıraya yükselmiş, 2005 yılında tekrar 9’ncu, 2006 yılında ise 6’ncı, 2007 yılında 5’nci sıraya yerleşmiştir. İthalat alanında ise 2000 yılında 4’ncü sırada, 2004 ve 2005 yılında 2’nci, 2006 yılında ise ilk sıraya yükselmiş, 2007 yılında ilk sırayı korumuştur.

Türkiye ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkiler, Cumhuriyetin ilk yıllarında Sovyetler Birliğiyle yapılan işbirliğiyle başlamıştır. Daha sonra 1984 yılında imzalanan ve 1987 yılında yürürlüğe giren doğal gaz anlaşmasıyla canlılık kazanmıştır. Son 20 yıllık dönemde ise Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin geliştiği ve derinleştiği gözlemlenmektedir. RF ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkilerin yasal zemini 25 Şubat 1991 tarihinde imzalanan Ticari ve Ekonomik İşbirliğine Dair Anlaşma oluşturmuştur. Rusya ile imzalanan, Karma Ekonomik Komisyonu mekanizmasını kuran anlaşma ile Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme, Turizm Alanında İşbirliği, Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması, Gümrük Konularında Karşılıklı Yardım ve İşbirliği Anlaşmaları ve Uluslararası Karayolu Taşımaları Hakkında Protokol, bu ülkeyle ekonomik ilişkileri düzenleyen diğer önemli belgelerdir.

1990’lı yıllarında ilişkinin hızlanarak geliştiği görülmüştür. Rusya geçiş aşamasında olan bir ekonomiye sahipken, Türkiye dünyada yeni pazarlara ve ekonomik bölgelere entegre olma arayışı içindeydi. Bu döneme damgasını vuran bir olgu da ‘bavul ticareti’ olmuştur. Rusya’da üretim yetersizliğine karşın hızla artan talep karşısında iki ülke arasında gelişen bu ticaret şekli 1997 yılına kadar artış göstermiştir. Bundan sonraki dönemde ise gerilemeye başlamıştır. Bu düşüş 2000 yılına kadar sürmüştür (Tablo 1).

Türk-Rus dış ticareti 1992’de yaklaşık 1.5 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. İki ülke arasındaki dış ticaret hacmi 1993-1997 yılları arasında düzenli artarak, 1997’de 4,2 milyar dolara yükselmiştir. Ancak, Türk Rus dış ticaret hacmi 1997’den 1999 yılına kadar azalan bir seyir izlemiş ve 1999’da 2,9 milyar dolarla en düşük seviyeye inmişti. 1998 yılında Rusya’da yaşanan ekonomik krizle birlikte ithalattın aynı oranda devam etmesine karşın Türkiye’nin Rusya’ya ihracatı azalmıştır (Tablo 2).

Ekonomik kriz ve Rublenin %75 oranındaki “ devalüe edilmesi “ Rusların satın alma gücünü olumsuz etkilemiş ve Türkiye’den yaptıkları ithalatta da daralma olmuştur. Ayrıca, Rus hükümetinin bu kriz sonrası ülkede uygulamaya koyduğu üretim hamlesi sonuçlarını vermeye başlamış ve özellikle Türk mallarının rekabetçi olduğu gıda, tekstil ve hazır giyim gibi ürünlerde Rusya’da üretim faaliyeti gelişmeye başlamıştır.

Rusya’ya yapılan Türk yatırımları, 1998-1999’da yaşanan kriz sonrasında artış göstermiştir. Devalüasyon ve uygulamaya sokulan ithal ikameci politikalar yüzünden Türk firmaların ihracatında bazı zorluklar belirmiştir. Bu durum onları, ihracat yapmak yerine doğrudan yatırım yapmaya yöneltmiştir.

Türk iş çevrelerinin Rusya genelindeki ticaret ve iş merkezleri, gıda, içecek, şişe, cam, beyaz ve kahverengi eşya ile diğer sektörlerdeki yatırımlarının tutarı 2008 yılı itibariyle 6 milyar dolara yaklaşmıştır. Türk müteahhitleri Rusya’da 2012 yılı itibariyle 32 milyar dolar değerinde 1191 proje üstlenmişlerdir. 2010 yılında 1,3 milyar dolarlık taahhüt üstlenilmiştir. 2010 yılı sonuna kadar Türkiye’ye gelen Rus yatırımları 7 milyar dolara yaklaşmıştır. T.C. Hazine Müsteşarlığı ve Moskova Büyükelçiliği verilerine göre Rusya Federasyonu’ndaki Türk yatırımların toplam tutarının 6,5 milyar doları aştığı tahmin edilmektedir.

Rusya’daki Türk yatırımları kadar büyük olmasa da Türkiye’de de hatırı sayılır derecede Rus yatırımları da bulunmaktadır. Yakın geçmişe kadar Rus yatırımları, öncelikli olarak, hizmet sektöründeki küçük ve orta bütçeli işletmelerin sermayesine yönelmiştir. Son zamanlarda ise, Türkiye ile yatırım işbirliği alanlarının genişleme eğilimi gözlemlenmektedir. Mobil iletişim, yakıt ve enerji, nükleer enerji, demir çelik sanayi gibi yeni işbirliği alanları ortaya çıkmıştır. Rus firmaları Türkiye’deki Tuğrul, Deriner, Batman, Bayram ve Bağlı gibi barajların yapımında yer almışlardır. Bu firmalar ayrıca Ankara-Samsun, Sivas-Kayseri hatları başta olmak üzere Türkiye’deki doğal gaz altyapısının inşasında önemli görevler üstlenmişlerdir. Mersin “Akkuyu Nükleer Enerji Santrali”nin kurulması (20 milyar dolar değerinde), Deriner Barajı ve Hidroelektrik Santrali için Technostroyexport anonim şirketi konsorsiyumunun kurulması (100 milyon dolar değerinde), Rus firmalarının Türkiye’de gerçekleştirdikleri en önemli projeleri arasındadır..

2010 yılından itibaren, Rusya ve Türkiye arasındaki ticarette ulusal para birimleri kullanılmaya başlanmıştır. Şu anda, Rusya’da çalışan 5 Türk bankası (Ziraat Bankası, Deniz Bank, Yapı Kredi, Garanti Bankası, İş Bankası) işlemlerinin bir kısmını Ruble ile yapmaya başlamışlardır. Hazine Müsteşarlığı’nın açıkladığı bilgilere göre bu bankaların toplam yatırım tutarı 183 milyon dolardır. Ayrıca, Rus-Türk yatırım bankasının açılması ve Rus bankalarından birinin şubesinin Türkiye Cumhuriyetinde açılması ile ilgili görüşmeler sürmektedir.

Turizm de iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde önemli bir yere sahiptir. 2011 yılında Rusya’dan Türkiye’ye gelen turist sayısı 3 milyonu aşmış ve Ruslar, Türkiye’yi ziyaret eden turistler arasında birinci sırada yer almışlardır. Taraflar bu alanlardaki işbirliğini devam ettirme konusunda kararlıdırlar.

RF Devlet Başkanı Medvedev’in 11-12 Mayıs 2010 tarihlerinde Türkiye ziyareti çerçevesinde “2010-2011 yılları İçin Ortak Turizm Eylem Planı” imzalanmıştır. “Her iki Ülke Vatandaşlarının Misafir Ülkede Güvenliğinin Sağlanması” konusunda bir Ortak Bildiri’ ise Turizm Bakanlığı Müsteşarı ile Rus Federal Turizm Ajansı Başkanı tarafından 8 Haziran 2010 tarihinde İstanbul’da imzalanmıştır. 2009 yılında turizm amacıyla Türkiye’ye gelen Rusya vatandaşı sayısı küresel ekonomik krize rağmen 2,7 milyon kişi düzeyinde kaydedilmiştir. 2010 yılında Rus turist sayısı 3,1 milyona, 2011 yılında ise 3,4 milyona ulaşmıştır. Turizm münasebetlerin gelişimi ise diğer alanlardaki işbirliğini de beraberinde getirecektir.

RF ile 2000 yılında 4,5 milyar dolar seviyesinde olan ikili ticaret hacmi, 2008 yılında 8 kattan fazla bir artışla 38 milyar dolar seviyesine yükselmiştir. İkili ticaret hacmi 2009 yılında, gerek küresel ekonomik kriz gerek 2008 Temmuz-2009 Ağustos döneminde Rus gümrüklerinde Türkiye menşeli ürünlere uygulanan tam denetim uygulaması nedeniyle yaklaşık 23 milyar dolara düşmüştür. Ticari ilişkiler 2010 yılının ilk aylarından itibaren toparlanma sürecine girmiş ve 2012 yılında ikili ticaret hacmi 26,2 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. 2010 yılında RF’ ye gerçekleştirilen ihracat 6,68 milyar dolara çıkmıştır. Türkiye’nin Rusya’dan 2012’de gerçekleştirdiği toplam ithalat ise, 26,61 milyar doları bulmuştur. 2012 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacmi, 33 milyar doları aşmış ve Rusya, Türkiye’nin en büyük ticari ortaklarından biri hâline gelmiştir.

Ancak, son yıllarda Türkiye ve Rusya Federasyonu arasındaki ticaret dengesi Türkiye'nin aleyhine gelişmektedir. Toplam ticaret hacmindeki yükseliş Türkiye’nin Rusya Federasyonu’ndan gerçekleştirdiği büyük ölçüde enerji ithalatındaki artıştan kaynaklanmaktadır. Türkiye, bütün görüşmelerde aleyhine olan dengesizliği gündeme getirmesine rağmen, Rus yetkililer, Rusya’da Türklerin inşaat sektörüne yaptığı yatırımlar, bavul ticareti ve turizm sayesinde söz konusu ticaret açığının kapandığı görüşündedirler. Türkiye’nin Rusya’dan doğalgaz ithalatı her yıl önceden belirlenmiş oranlarda artmakta, buna karşılık Türkiye’nin Rusya’ya ihracatı ise aynı oranda büyümemektedir.

Bu sorunun çözümü için, giderek yoğunlaşan karşılıklı üst düzey ziyaretler ve görüşmeler sırasında taraflar, ticari ve ekonomik ilişkilerin daha de geliştirilerek ve çeşitlendirilerek stratejik boyutlu ortaklığa dönüştürülmesi için kararlılıklarını ortaya koymuşlardır.

2. Rusya Ekonomisine Genel Bakış

Rusya, geniş bir alana yayılan büyük nüfusu, zengin doğal kaynakları dolayısıyla küresel anlamda en önemli ülkeler arasındadır. 140 Milyon nüfusu ile Avrupa‘nın en kalabalık ülkesidir. Gayrı Safi Milli Hâsılası (GSMH) 1,5 Trilyon ABD Doları olarak hesap edilmekte ve böylece dünyanın 11’nci büyük ekonomisini oluşturmaktadır. Satın alma paritesi hesaba katıldığında Rusya ekonomisi dünya 6.dır. 2010 yıl itibarıyla kişi başına düşen gelir 10,440 dolar seviyesindedir.

1999 ve 2008 arasında Rusya ekonomisi yılda % 7 oranında büyümüştür. 2009 yılı küresel ekonomik krizi Rusya’yı olumsuz etkilemiş ekonomi % 8 daralmış 2010 yılında ise % 4 oranında büyümüştür.

1990’lı yıllar Rusya ekonomisi bakından önemli bir değişimin yaşanarak pazar ekonomisinin temelleri atılmaya başlanmıştır. Avrupa Kalkınma ve Yapılanma Bankası raporlarına göre Rusya özel sektörü GSMH’nın üçte ikisini üretmektedir. Böylece Rusya’nın 20 yıllık bir sürede merkezi bir ekonomiden bu dönüşümü sağlaması etkileyicidir.

Bununla beraber, ekonomik faaliyetin önemli bölümü özel sektör tarafında sağlanırken kamu sektörü petrol, doğalgaz ve mali piyasalar üzerinde etkin bir denetimi sürdürmektedir. Bu hususta tabiatıyla rekabet gücü, girişimcilik özel sektör yatırımları gibi konularda beklenen gelişmelerin gecikmesi sonucunu doğurmaktadır.

Diğer taraftan piyasa ekonomisinin geliştirilmesi doğrultusunda dönüşüm yaşarken Rusya ekonomisinin küresel ekonomi ile bütünleştiği de görülmektedir. Ülkenin özellikle mal ve hizmet ticaretinde, sınır ötesi yatırım hareketlerinde ve gerçek insanların dolaşımı alanlarında uluslar arası ekonomi ile bütünleştiği görülmüştür. Dış ticaret oranı Rusya ekonomisinde oldukça yüksektir: GSMH’nin % 52’sini oluşturmaktadır. (Bu oran Türkiye’de % 47’dir). Rusya’nın ticaret yapısı istikrarlıdır. Rusya ihracat % 80 oranında hidrokarbon, madenler gibi doğal kaynaklara dayalıdır. Orta ve ileri teknoloji ürünlerini ihracatta oranı düşüktür. İthalat ise yatırım ve tüketim malları ağırlıklı olması özelliğini korumaktadır.

Küresel ekonomi ile bütünleşme sürecinde bazı eğilimler görülmeye başlamıştır. Rusya’nın AB ile ticareti son 20 yıldır kabaca ihracat bakımından% 50 ithalat bakımından ise % 43 oranını koruduğu, diğer taraftan eski Sovyet ülkeleri ile ticaret oranlarında büyük düşüşler yaşandığı, buna karşılık Çin, Hindistan ve Türkiye gibi yükselen ekonomilerin paylarının arttığı görülmektedir.

Son 20 yılda ”doğrudan yabancı sermaye yatırımlarında” çok önemli gelişmeler kaydedilmiştir. sRus sermayesini yurtdışına açılışı gerek yabancı sermayenin Rusya’daki yatırımları özellikle madencilik üretim ve mali aracılık sektörlerinde büyük ölçüde artmıştır. Yabancı yatırımcılar sırasıyla Moskova çevresi, Sakhalin ve Omsk bölgelerini tercih etmişlerdir.

Rusya ekonomisinin yapısal özelliği, genelde coğrafya, geniş yer altı kaynakları, merkezi planlamanın bazen ekonomik olmayan kararlarının sonucu kurulan üretim merkezleri ve 1991 yılında bu yana pazar ekonomisi yöneliminin getirdiği değişiklikler şeklinde tanımlanabilir.

  • Tarım % 4,7 ile ekonomik faaliyette önemli bir yer tutar.

  • Sanayi % 27,3 ile ağırlıklı bir sektördür.

  • Hizmetler % 68 ile en büyük bölümü oluşturur.

2008 küresel ekonomik krizi Rusya ekonomisini çağdaşlaşma ve üretimin çeşitlenmesi konularında önlem almaya sevk etmiştir. Bunları, düşük verimlilik seviyesi, 2002 yılından bu yana artan kamu etkisi, işgücü seviyesinde düşüşün yarattığı bağımlı nüfusun oranındaki artış, askeri ve sosyal harcamalarda görülen artışlar, mali sistemde henüz giderilemeyen zayıflıklar ve çağdaş alt yapıdaki eksiklikler olarak özetleyebiliriz.

Rusya da görülen kurumsal zafiyetlerin karşısında özel girişimcilerin yatırım oranlarında kaydedilen artışlar cesaret vericidir.

Rusya ekonomisinin karşılaştığı zorluklar bilinmekle birlikte bazı olumlu gelişmelere de değinmek gerekir. Rusya’nın kalkınma hızı % 5 civarında sağlanan oranla etkileyicidir. Bu eğilimin devam etmesi halinde Rusya büyük ekonomiler arasında kısa zamanda yer alması beklenmelidir. Rekabetin sınırlı olmasına karşılık bazı Rus firmalarının verimlilik ve “inovasyon” alanında başarılı olduğu görülmektedir. KOBİ’ ler gelişmekte ve istenilen çeşitlenmeye katkı vermeye başlamıştır. Kamu sektörünün borcunun GSMH ye oranı düşüktür. Rusya yabancı para rezervleri bakımından ise oldukça iyi durumdadır.

Özetle Rusya ekonomisi son 20 yılda kapsamlı bir dönüşüm geçirmiştir. Özel sektörün yaratıcı gücü etkin olarak ortaya çıkarılabilmesi sağlanırsa Rusya küresel ekonomiye geniş enerji kaynakları dolayısıyla önemli bir katkıda bulunabilme potansiyeline sahiptir.

  1. Rusya Federasyonu’nun DTÖ’ ye Katılım Aşamaları

Üye ülkeleri ile dünya ticaretinin % 95’ini kapsayan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), Rusya Federasyonu (RF)’nun üyeliği sonucunda bu oranı % 97’ye çıkarmıştır. RF’nin üyeliği, Çin’in ardından DTÖ’ye katılan ikinci en büyük ekonomi olarak, dünya ticaretinde yaşanan en geniş kapsamlı serbestleşme adımlarından biri olmuştur.

Üyelik başvurusunu Haziran 1993’te yapan Rusya Federasyonu’nun DTÖ’ ye üyeliği Çalışma Grubu’nun 10 Kasım 2011 tarihinde Cenevre’de gerçekleştirdiği toplantısında, katılıma ilişkin şart ve tavizleri içeren Çalışma Grubu Raporu ad referandum kabul edilmiştir.

Bu çerçevede, RF’nin üyeliğinin onaylanması 15-17 Aralık 2011 tarihlerinde gerçekleştirilen DTÖ VIII. Bakanlar Konferansı’nın en önemi gündem maddelerinden birisi oluşturmuştur. 18 yıl süren katılım müzakerelerinin ardından, karar DTÖ Bakanlar Konferansı’nda kabul edilmiştir.

İç onay süreci kapsamında, DTÖ üyeliğine ilişkin belgeler 10 Temmuz 2012 tarihinde Duma’dan geçirerek yasal geçerlilik kazanmış ve RF 22 Ağustos 2012 tarihinde DTÖ’ nün 156. üyesi olmuştur.

Rusya, başka herhangi bir üye devletin geçmediği uzun ve zorlu bir müzakere döneminden geçmiş olması ve DTÖ’ye Katılımına ilişkin Çalışma Grubu'nun 60 üye devletten oluşması sebebi ile diğer bir rekora imza atmıştır.

Üyelik sürecinin bu kadar uzun olmasının başlıca sebeplerinden biri Moskova’nın izlediği değişken iç politikalar, bir diğeri ise Rusya ile ikili anlaşmaları tamamlayamayan üye ülkelerin ikili görüşmeye devam etmek arzuları olmuştur. 2009 yılına gelindiğinde ikili müzakerelerin çoğu tamamlanmış olmasına rağmen, Rusya’nın Kazakistan ve Beyaz Rusya ile birlikte oluşturduğu Gümrük Birliği DTÖ adaylık sürecini olumsuz etkilemiştir. Rusya’nın üyeliğini veto eden Gürcistan ile 2011 yılında imzalanan Cenevre Anlaşması sonucunda ise DTÖ yolundaki en büyük engel kalkmıştır.

DTÖ üyeliği için Rusya, 1994 GATT Anlaşması, Hizmet Ticareti Genel Anlaşması (GATS) ve Fikri Mülkiyet Anlaşması (TRIPS) başta olmak üzere tüm DTÖ anlaşmaları ve hükümlerine uymayı taahhüt etmiştir.

RF’nin DTÖ’ ye katılım paketi, ülkenin ticari ve ekonomik konulardaki mevzuatının kapsamlı şekilde DTÖ kurallarına uyumu konusundaki taahhütlerini içermektedir. Katılım paketindeki geçiş süreleri nedeniyle, RF’nin DTÖ üyeliğinin tam etkileri ancak 5-7 yıl sonra daha net olarak görülebilecektir.

Rusya’nın DTÖ’ ye üyeliği sonucunda yürürlüğe girecek uygulamalar aşağıdaki gibi özetlenebilir:

• Gümrük vergilerinin ortalama oranının düşürülmesi;

• Şimdiye kadar Rus ve yabancı üreticiler/tedarikçiler arasındaki rekabete engel olmuş olan bürokratik engellerin ve tarife dışı ticaret uygulamaların kaldırılıp yerel pazarlara yabancı firmaların girişine olanak sağlanması;

• Rusya endüstriyel devlet yardımları (sübvansiyon) programlarının DTÖ kurallarına uygun hale getirilmesi ve azaltılması; ürünlerin ihraç edilmesi veya sadece iç piyasada kullanılması şartına bağlı olarak sağladığı sübvansiyon programlarında değişikliğe gidilmesi.

DTÖ’ ye katılım taahhütleri çerçevesinde RF’nin 2011 yılında % 10 civarında olan ortalama konsolide gümrük vergisi oranı % 7,8’e çekilecek; bu çerçevede, konsolide gümrük vergisi oranı tarım ürünlerinde % 13,2 seviyesinden % 10,8 seviyesine, sanayi ürünlerinde ise % 9,5’ten % 7,3 civarına inecektir. Pamuk konusunda ve Bilgi Teknolojileri Anlaşması kapsamındaki ürünler için hâlihazırda % 5,4 olan ortalama vergi oranının ise sıfırlanması taahhüt edilmiştir. Söz konusu vergi oranı indirimleri, tarife satırlarının üçte birinden fazlası için hemen, geri kalan tarife satırlarından dörtte birinde 3 yıllık geçiş süreci sonrasında ve kalan bölümü için de belirlenen geçiş süreleri sonucunda yapılacaktır. RF tavukçuluk ürünlerinde 8 yıl, otomobil, helikopter ve uçaklarda ise 7 yıllık geçiş döneminden yararlanma hakkı elde etmiştir.

Rusya ayrıca tarife dışı engel oluşturan ticaret yönetmeliklerini (sertifikasyon ve ruhsat verme) DTÖ kurallarıyla uyumlu hale getireceğini taahhüt etmiştir. DTÖ hükümlerine göre gerekçelendirilmeyen kotalar, izinler, yasaklar, ön izin gereksinimleri, lisanslama mevzuatları ve diğer miktar kısıtlamaları ortadan kaldırılacak ve tekrar uygulamaya konmayacaktır.

Rusya’nın yerine getirmesi gereken diğer bir zorunluluk ise dış ticaret yönetmeliklerinin şeffaflık düzeyinin arttırılmasıdır. Fikri mülkiyet hakları, mal ve hizmetlerin ticaretini etkileyen tüm yasalar DTÖ’nün getirdiği yükümlülüklere uygun olarak hızlı bir şekilde yürürlüğe konulacaktır.

DTÖ üyeliği RF’nin dünya ekonomisine uyum sağlamasını kolaylaştıracak ve küresel ticaret kurallarının belirlenmesi sürecinde söz hakkına sahibi olmasını sağlayacaktır. Öte yandan, DTÖ üyeliği ve üyeliğin getirdiği reformlar yabancı yatırımcıların güvenini artırarak, gerek doğrudan yabancı yatırım çekmede gerekse hizmet sektöründe rekabetçiliği artırmada oldukça faydalı olacaktır.

İş dünyası açısından, üyelik ile birlikte, kuralların bilindiği ve uygulamaların takip edilebildiği ve ihtiyaç olması halinde DTÖ’ nün Anlaşmazlıkları Halli mekanizmasına başvuru hakkının mevcut olduğu kurumsal bir yapı kurulmuş olmaktadır.

Diğer taraftan Dünya Bankası, üyeliğin beş yıl içinde Rus ekonomisine % 0,5 ila % 1 arasında ilave büyüme imkânı sağlayacağı öngörmektedir.
  1   2   3   4

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Türk – Rus Ekonomik ve Ticari İlişkileri iconEkonomik-ticari İLİŞKİleri

Türk – Rus Ekonomik ve Ticari İlişkileri iconTÜRKİye – almanya ticari ve ekonomiK İLİŞKİleri

Türk – Rus Ekonomik ve Ticari İlişkileri iconTicari ve Ekonomik İlişkiler

Türk – Rus Ekonomik ve Ticari İlişkileri iconMacariSTAN VE macaristan-tüRKİye ticari İLİŞKİleri BİLGİleri

Türk – Rus Ekonomik ve Ticari İlişkileri iconTÜRKİye ile siyasi, Tİcari ve ekonomiK

Türk – Rus Ekonomik ve Ticari İlişkileri iconBrezilya ile son yillarda ticari ve ekonomiK İLİŞKİleriMİZ

Türk – Rus Ekonomik ve Ticari İlişkileri iconBrezilya ile son yillarda ticari ve ekonomiK İLİŞKİleriMİZ

Türk – Rus Ekonomik ve Ticari İlişkileri iconNİjerya enerji ve İKİLİ ekonomik ticari İLİŞKİler notu

Türk – Rus Ekonomik ve Ticari İlişkileri iconİclal algier- erzurum Sancağında Türk-Ermeni İlişkileri

Türk – Rus Ekonomik ve Ticari İlişkileri iconEkonomik açidan tüRKİye katar iLİŞKİleri


Ekonomi




© 2000-2018
kişileri
e.ogren-sen.com